Ekonomi ve insan

Ülkeyi saran mali krizden kurtulmak için büyük savaş içinde bulunduğumuz bugünlerde, bu konudaki görüşlerin bolluğu dolayısıyla çareler yönünde fikir yürütmek yerine, bu hale düşmemizde rol oynayan sebeplerden biri üzerinde durmak istedik.
Ülkemizde mevcut ekonomik, sosyolojik ve iç siyaset sorunlarında temel faktör şüphesiz insandır. O zaman insan unsuruna büyük önem verilmesinin ne kadar değer taşıdığını kabul etmemiz gerekir. Bu değer vermeyi gösterecek belirtiler de ülkemizin rotasını tayinde rol oynayan insanlara sahip çıkmamızdır. Fakat gelin görün ki, biz tam aksini yapmaktayız.
Mesela, 1960’larda başlayan sendika hareketlerinin ilk bayraktarlarından Seyfi Demirsoy’u hatırlayanımız pek azdır. Nuri Beşer ve Halil Tunç da hafızalardan nerdeyse silinmektedir. Ülkemiz emekçilerinin sendikal haklar günlerine geçişte verilen savaşta bu üç ismin milletimizce asla unutulmaması gerekir. Ama gelin görün ki, değil hatırlanmak, sendikacılık aleminin ilk temel taşlarından biri Halil Tunç’a Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği çok görülmüştü. O Halil Tunç ki, biz beraberce Kontenjan Senatörlüğü yapmıştık, hayatının büyük bir kısmını TÜRK-İŞ içerisinde işçilere adamıştır.
Bize göre Halil Tunç şimdiki işçi liderlerinin mevcudiyetlerinin tohumlarından biridir. Ama şu anda kendisine layık görülen davranış tarzı da maalesef çok üzücüdür.
Bize göre hocaların hocası, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın YÖK Başkanlığı’ndan ayrılıncaya kadar kendisine bazılarınca hoş olmayan davranışlar hafızadan silinmemiştir. Doğramacı ne yapmıştır bu ülkeye hemen sayalım:
Yeni bir üniversite anlayışı ile Hacettepe Üniversitesini kurmuştur. Bilkent’i kurmuştur. Başkent gibi birçok yüksek öğretim müesseselerimiz, onun yetişmelerinde rol oynadığı kıymetli hocalarla gerçekleşmiştir.
Geçen yıllarda çalınan naaşı tekrar bulunan Vehbi Koç’un manevi varlığına yapılan saldırı da bir başka kötü talihsiz olaydır. Vehbi Koç’un ülkemize kazandırdıklarını herkes görmektedir. Ama 3 Ocak 1947 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan beyanatında özetle söylediği şu sözler ne kadar ilginçtir:
“Ülkemizin ihtiyacı olan yetişmiş insanlara sahip olmak için, Amerika’ya çok sayıda öğrenci göndermeliyiz. Serbest Limanlar kurmalıyız. Amerika’dan yabancı sermaye getirmeliyiz. Mali imkanlarımız sınırlı olduğu için yeni bir sanayileşme programı yapmalıyız. Türkiye’nin tanıtılmasına büyük önem vermeliyiz. Kırtasiyeciliği azaltmalıyız.”
Bakınız, 50 sene önce söylenmiş bu sözler, bizim şimdiki ekonomik politikamızın temel taşlarıdır. Ama, işte böyle bir büyük insana toplumumuzda yetişen 3 vicdansız tarafından ne layık görüldü.
İşte herkes ekonomik hayatımız nasıl düzelir diye düşüne dursun, biz toplum olarak “Susurluk olayının kötü tesirlerinden ve insani değer kısırlığından” kurtulmadıkça sanırız daha çok sorunlarla karşı karşıya kalacağız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>