Ekonomiyi etkileyen faktörler

Ekonomik hayatın yapısına; tabiatın yerine göre değişik karakterde etkileri vardır. Mesela bazı ülkeler doğal olarak müsait ekonomik imkanlara sahiptirler. Hatırlarız, Ticaret Bakanı iken yedinci Cumhurbaşkanı Sayın Evren’in refakatinde Kuveyt’i ziyaret sırasında orada gördüğümüz petrol faktörünün çok ilginç bir fiziki görüntüsü vardı. Gezide bir bölgeyi ziyaretimiz sırasında izahat veren kişi topuğuyla toprağı bir parça kazdı ve birden petrol fışkırmaya başladı.
Petrol, orman gibi çeşitli tabiat varlıkları; bulundukları ülkelerin ekonomilerine olumlu etkileriyle şans unsurudurlar. Bir de bunun aksine rastlamak mümkündür. Nitekim, 1980 sonlarında Ticaret Bakanı olarak gittiğimiz Arnavutluk’ta sonradan öldürülen o ülkenin Başbakanı bizi kabulü sırasında kendisine, ülkelerimiz arasındaki dostlukları ve Arnavutluk milletinin azim ve iradesine duyduğumuz takdir duygularımızdan bahsettiğimizde; cevaben “Her şey iyi, iyi de fakat ülkemiz öyle bir yerde ki sert taş ve kayalarla sanki havadan bombalanmış gibi” demişti. İşte, Arnavutluk gibi tabiat şartlarının menfi yönden etkilediği birçok ülke de mevcuttur.
Bu tabiat şartlarının yanında ekonomik hayatı etkileyen beşeri faktörler de şüphesiz çok önemlidir. Buna tipik misal olarak 1950-1960 arasındaki durumu gösterebiliriz. İkinci Dünya Harbi’nden sonra dünyada yeni bir iktisadi çağ başlamıştı. Bu çağın, insanlarının bir kısmı, geçmişin etkisi altında şartlandıkları için yeni dönem birçok ülkelerde oldukça sıkıntılı durumların yaşanmasına sebep oldu. Bu arada bizde de benzeri durum meydana geldi. Yeni anlayışla dolu ekonomik hayatın gerekli kıldığı yönetici insanlar bazı ülkelerde yeterince yoktu. Bu yüzden çeşitli memleketlerde ekonominin gidişinde aksaklıklar husule geldi. Hatta, OECD’de 1960 yılında fiyat yükselmesi ile mücadele hususu uzun süre inceleme mevzuu yapıldı ve enflasyonla savaş ekonomi dünyasında önemli bir gündem maddesi olarak kendisini gösterdi. O dönemde OECD’nin neşrettiği fiyat yükselmeleri ile ilgili dev rapor dünyada büyük yankı uyandırdı.
Bu arada bazı geri kalmış ülkelerin adeta geçmişin kayıplarını telafi için hızlı şekilde kalkınmaya özenmeleri ekonomik hayatı kısa sürede olumsuz hale getiren faktör olarak ortaya çıktı. Ne var ki hükümetlerin, bu şekilde hareketleri mevzua, “İktidar kaybetmemek arzusuna dayalı bir politik davranış niteliği kazandırdı.” Sonunda da siyasi çalkantılar ve istikrarsızlıklar başgöstermeye başladı. Bunlar da ekonomik hayatın düzenlenmesi için gerekli çare ve tedbirlerin bulunup uygulanmasını aksattı.
Bütün bu olaylar, ekonominin idaresinde en önemli faktörün siyasi istikrarın mevcut bulunması olduğunu ortaya çıkardı. Daha doğrusu, siyasi istikrarın ekonomik bünyesinin vazgeçilmez altyapısı olduğu tamamen anlaşıldı.
Bütün bu bahsettiğimiz hususların ortaya koyduğu gerçekler dizisinde ülkemizde her kesimin alacağı dersler mevcuttur. Yeter ki hepimiz bu kriz döneminde bunun bilincinde olalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>