Kara para kaynakları

ABD Başkanı Bill Clinton, konuşuyor: – Uyuşturucu kaçakçılığına karşı ortak bir eylem planı yapmalıyız. Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonunu dolduran 150 üye ülke liderinin gözleri kürsüde. ABD Başkanı Clinton, dikkatle dinleyicileri süzüyor. Bir ara yükseliyor ses tonu. Başkan, dünyayı bir işbirliğine çağırıyor: – Uyuşturucu ticareti bütün dünyayı sarıyor. Bu hepimizin ortak problemi. Ortak bir çözüm yolu bulmak Da bizlere düşüyor.
Dünya liderleri dikkatle dinliyor ya da öyle görünüyor. Salonda çıt yok.
Clinton, kısa başlıklarla konuşuyor. – Halk arasında “kara para” olarak da adlandırılan kanun dışı servetlerin büyük çoğunluğu uyuşturucu ticareti ile kazanılmakta. – Her yıl milyarlarca dolarlık bir kirli para yığını arkasında binlerce ceset bırakarak bütün dünyayı dolaşıyor. Kanun dışı yollardan kazanılan bu paralar, dünyanın çeşitli bölgelerinde el değiştirilerek “aklanmakta”.
New York’taki BM Genel Merkezi’nden, 1900 küsurlu yıllarını yaşayan Anadolu’ya dönüyoruz. Derler ki, Avrupalı bir bilim adamı ülkemize gelmiş. Bir nehir kenarında incelemelerde bulunmaktadır. Nehir, yemyeşil bir ovada kendi mecrası içinde akıp gitmekte. Bir süre manzarayı seyreder. Sonra rehberine sorar: – Bu nehir böyle akar, siz de buna bakar. Öyle mi? Bunun gibi, dünyada yıllar boyu akıp giden “kirli para nehirleri”, bugün denize dönmüş, okyanuslar olup taşmak üzere. Bu gerçeği herkes biliyor ama nedense fazla üstüne gidilmiyor. New York’ta, Birleşmiş Milletler’de “uyuşturucuyla mücadele ve kara para aklama” konularında uzman olan Bill Hass da aynı kanıda. Konu herkese ayan. Uzun sözün kısası ortada bırakılamayacak kadar da ciddi bir konu. Her insan kendi imkanları dahilinde bir şeyler yapmak zorunda.
400 MİLYAR DOLAR Bill Hass, gazetemizin bu konu ile ilgilenmesinden memnun. Hemen başlıyor konuşmaya: – Kanun dışı yollardan elde edilen servetler, dünya ticaretinden kazanılan toplam kârın yüzde 5’ine eşit bulunuyor. Bir başka deyişle, yeraltı dünyasının yıllık kazançları 400 milyar doları aşmış durumda. Dünyanın dört bir tarafındaki suç örgütleri bu muazzam serveti çeşitli yollar kullanarak aklamakta ve dolayısıyla alınteri olmayan bu büyük servet kısa bir süre içinde, sanki kanuni bir kazançmış gibi dünya ekonomisindeki yerini almakta. Uyuşturucu satışından elde edilen yıllık para kazancı, 400 milyar doları aşıyor. Bütün dünya ilaç sanayiinin yıllık satışı ise yılda 200 milyar dolar bile tutmuyor. Kara paranın en büyük kaynağı olan uyuşturucu ticareti öyle tehlikeli boyutlara ulaşmış ki, artık onlarla mücadele yapmak kolay bir iş olmaktan çıkmış. Bu tehlikenin sinyalleri bütün dünya başkentlerinden duyulmaya başladığı için dünya çapında ortak bir eylem planı yapılması gündeme gelmiş. Clinton, “İnsanlığın geleceğine kasteden uyuşturucu ticaretini ve bu ticaretten kazanılan kirli paraların aklanmasına engel olmalıyız, buna mecburuz” derken, iş işten geçmeden, yani kara para, dünyaya hakim olmadan ortak bir eylem planı içine girilmesi gerektiğine işaret ediyordu.
DESTEKÇİLERİ VAR Oysa, dünyada bu işten para kazanan ülke yöneticileri de var. Onlar, böyle bir işbirliğine pek girme niyetinde değiller. Konuşmasının burasında Bill Hass biraz buruklaşıyor. Belki söylemek istemiyor. Üstü kapalı konuşuyor.
İşte özet olarak verilmek istenen mesaj: Bu konuda işbirliği yapmak istemeyen ülkeler var. Kara para sahiplerinin kirli servetlerini aklamada onlara yardımcı olanlar var. Ülkelerin en üst düzeyde yöneticileri arasında kara para ticareti ile meşgul olanlar var. Uyuşturucu çetelerini koruyan ülke yöneticileri de var. Bu bir gerçek. Ama kimsenin, “Tühhh, yazıklar olsun!” diyecek hali yok. Aynalar yalan söylemez. Sadece bir bakış yetişir. Birkaç cümlelik bir ifadeyle kara paradan payını alan insanlar var. Bunun yanında ülke ekonomilerinin şiddetle ihtiyaç duyduğu döviz rezervleri için kara para babalarına her türlü destek sağlayan politikacılar da var. Bütün bu hengame içinde bütün dünya ülkelerinin uyuşturucu ve diğer kanunsuz ticaret ile bu ticaretten kazanılan kara paranın aklanması işlemine karşı ortak bir eylem planında biraraya gelmesi, oldukça zor varılacak bir hedef olarak görünmekte.
Yaklaşmakta olan büyük tehlikenin farkında olan ve samimi olarak bu işin üzerine gitmek isteyen ülkelerin de ancak yüzde 30’u bu konuda sıkı kanuni düzenlemeler getirebilmiş.

Meksika Cumhurbaşkanı Ernesto Zedillo’nun ifadesiyle “Bütün dünyaya, dal budak atmış milletlerarası suç örgütleri, istedikleri ülkede, istedikleri gibi uyuşturucu maddeler üretmekte ve pazarlayabilmektedir..” Kimi ülkelerde bu örgütlerle mücadele için gerekli kanun yapılamıyor, kimi ülkelerde de devletin bu örgütlerle uğraşacak gücü yok.. Son yıllarda “para aklama” konusunda adından çok sözedilen Meksika’da yapılan operasyonda askeri ve sivil devlet memurlarının da aralarında bulunduğu 11 bin kişi tevkif ediliyor.. Konuyla ilgili görüştüğümüz uzmanların da belirttiği gibi, bu iş kolay değil.. Uyuşturucu babalarının gücü, birçok ülkeyi aşıyor. ABD’nin 10 yıldan fazla bir zamandır uyguladığı uyuşturucu ticaretiyle mücadele programı bunun en açık örneğini teşkil ediyor. Amerikan Kongresi ve Beyaz Saray yönetiminin, “ülkenin birinci derecede önemli meselesi” olarak kabul ettiği ve her yıl milyarlarca dolar harcadığı “uyuşturucu ticareti ve bu ticaretten elde edilen ‘kara para’nın aklanmasıyla mücadele programı” bile bu meseleyi halledebilmiş değil..
4 MİLYON DOLARI PANAMA’YA UÇURDULAR Domintos ile Hose adlı iki kafadar Kolombiya kökenli Amerikalı.. Adamların Amerika’ya göçetmekle huyu değişecek değil ya. Hemen memleketlerinde olduğu gibi uyuşturucu ticareti yapan kartellerden birisinde kuryelik görevi aldılar.. Vazifeleri, uyuşturucu kartellerinin ABD’de elde ettiği kirli serveti aklamak, aklayamadıklarını da yurt dışına kaçırmaktı. Hızlı bir faaliyet içine giren iki kafadar, bir süre sonra polis tarafından yakalandı. Ancak yakalandıkları an ellerindeki 4 milyon dolarlık kara servetin son “cent”lerini de aklayıp Pananma’ya gönderdikleri anlaşılmıştı. Domintos ile Hose, ellerindeki parayı küçük parçalara bölerek New Jersey’deki çeşitli banka şubelerine yatırmışlar, sonra da bu hesaplarından yazdıkları çekleri, tebrik kartlarının içine koyup Panama’ya ulaştırmışlardı. Çekler Panamada ABD’den mal ithal etmek isteyen ithalatçılara satılmış, onlar da hemen başlattıkları ithalat işlemlerinde, bu çekleri kullanmışlardı. Polis enselerine binmemiş olsaydı Kolombiyalı kafadarlar daha nice milyonluk kara servetleri aklayacaklardı.
TELAŞLI YOLCUNUN ÜSTÜNDE ÇIKAN DOLARLAR Üstünde kalın ve bol görünüşlü bir manto, elinde ağır bir el çantası telaşlı adımlarla gümrükten kolaylıkla geçen 60 yaşlarında bir bayan, uçağın biniş kapısına gelince birden arkada bir şey unutmuş gibi hızla geri dönüyor, biraz gittikten sonra da tekrar uçağın merdivenlerine doğru yürüyor. Sonra birden tekrar geri dönerek hızla yolcu bekleme salonuna oradan da dışarıya çıkmak istiyor. Ne var ki, kadının hemen yanında beliren iki sivil polis, bir köşeye çektikleri kadının üstünü aramaya başlıyorlar. Telaşlı bayanın, elbiselerin içine dikili özel bölümlerine ve çoraplarının içine 20 ve 50’şer dolarlık banknot desteleri yerleştirildiği anlaşılıyor. Yapılan aramalar sonunda üzerinde toplam 75 bin dolar bulunan Bayan Rodrigez, Kolombiya’ya gidecek uçağa binebilmiş olsa, kanun dışı yollardan kazanılan bu parayı, uyuşturucu mafyasına verecek ve yeni bir sefer için tekrar ABD’nin yolunu tutacaktı.
Kofi Annan’ın dehşet tablosu BM Genel Sekreteri Kofi Annan da kendinden öncekiler gibi bu alanda önemli bir başarıya imza atmak istiyor. Geçen Haziran ayında yapılan “Uyuşturucularla Mücadele Zirvesi” Annan’ın gayretli çalışmalarıyla gerçekleşti. Bu konuda dersini çok iyi çalışan Annan, yıllarını uyuşturucu ticareti ve bu ticaretten elde edilen paranın aklanması konusuna harcamış uzmanlar gibi konuştu.. Her yıl dünya bankacılık sistemi içine 400 milyar dolar kirli para girmekte. Bunun kontrolü ise sadece Amerika veya birkaç ülkenin çabasıyla değil, ancak bütün dünya ülkelerinin ortak bir karşı eylem planı uygulamasıyla mümkün olabilir.
Annan, BM’ye üye ülkelere para aklamanın suç sayılması ve uyuşturucu ticaretinden elde edilen servete el konulmasına imkan sağlayacak kanuni düzenlemeler yapmaları çağrısında bulunuyor ve ancak bu şekilde yapılacak bir mücadeleyle başarıya ulaşılabileceğine dikkat çekiyor. Dinleyici ülke temsilcileri ise Annan’ı hararetle alkışlıyor. Oysa, bu konu daha dün ortaya çıkmış bir mesele değil. Aynı konu, yıllar önce Viyana’da toplanan bir BM Konferansı sırasında da gündeme geldi ve dünya ülkelerine şu çağrı yapıldı:
“Bankacılık kanunlarınızı değiştirin. Bankalara para yatırmak isteyen insanlara kimlik bildirme mecburiyeti getirin. Bütün bankalar ve şirketlere, büyük meblağlara ulaşan yatırımları maliyeye bildirmek mecburiyeti koyun, şüpheli kişilerle ilgili yapılacak araştırmalarda banka hesaplarının kontrol edilebilmesi imkanını sağlayın. Kendi ülkesinde suç işleyip bir başka ülkeye sığınan kişilerin sınırdışı edilebilmesi için gerekli kanuni düzenlemeleri yapın. Bütün dünya ülkeleri kara para takibinde işbirliği yapmalı.” Bu çağrı da alkışlarla karşılandı, Aradaki fark ise, sadece alkışlayan eller ve alkış sahnesinin New York değil de Viyana olmasıydı.. Üye ülke liderlerinden bol alkış alan bu çağrı, güzel temennilerden ibaret bir demet çiçek olarak hâlâ konulduğu vazoda bugün de duruyor. Dünya ülkeleri yine kendi bildiklerini okumaya devam ettikleri için “kara para” babaları bütün dünyada istedikleri gibi hareket ediyor…

Kara para aklama metotları, para miktarına göre değişiyor. Bazı ülkeler kara para sahiplerine her türlü kolaylığı sağlıyor. Ancak bunun karşılığında çok yüksek ücretler talep ediliyor
Nasıl aklıyorlar? 1920’li yılların sonlarına dönüyoruz. Amerika’da, sokak çetelerinin sürekli çatıştıkları bir dönem. Çeteler, kanun dışı yollardan kazandıkları paraları korumak için, “kanuni bir kılıf “ olarak, nakit alışveriş yapılan kuru temizlemeci ve araba yıkama servisleri gibi küçük işyerleri açmayı kararlaştırırlar. Kirli paralarını da bu işyerlerinden elde edilen gelir olarak göstereceklerdir. İşte, kirli paranın yıkanması veya kara paranın aklanması deyimi bu şekilde ortaya çıkar.
Çeteler gayri meşru servetlerini de kurdukları bu işyerlerine yatırarak, hem polis, hem de rakip çetelerin takibinden kendilerini kurtarmışlar. Birleşmiş Milletler Uyuşturucular ve Para Aklama Kontrol Programı uzmanlarından Bill Hass, kara para sahibi kişilerin bugün çok değişik metotlar uygulayarak kirli servetlerini aklama yoluna gittiklerini ifade ediyor. Bill Hass’ın açıklamlarına göre, kara para aklamada takip edilen metotlar, paranın miktarına göre değişiyor. Mesela az miktarda olan kara paraya sahip olanlar, loto, piyango veya at yarışları gibi müşterek bahisli oyunlarda kazanan bileti, cebindeki kara parayla satın alır ve bu biletle ikramiyeyi alır. Bir başka yol da emlak alımı. Evrak üstünde satılık gayri menkulleri normal piyasa fiyatının çok altında bir meblağ ödeyerek alan kara para sahibi, bunun üstünü, emlak sahibine masa altından öder. İşlemler bittikten kısa bir süre sonra da alınan gayri menkulü hemen piyasa fiyatı üzerinden satılığa çıkarır. Ev satıldığında, kara para sahibinin parası da meşru kazanç haline çevrilmiş olur. Bu arada video film satan dükkanlar, büfeler, lokantalar ve barlar, küçük mik-tarlarda kara parayı aklamak için ideal yerler kabul edilir. Diğer gayri menkullerde olduğu gibi, resmi fiyatı düşük gösterilen bu tür ticarethaneler, el altından yüksek fiyatlar ödenerek satın alınır. Eldeki kara para da azar azar günlük satışlardan elde edilen kâra karıştırılır. Böylece yavaş işlese de kanunsuz örgütler için otomatik para aklama yerleri kurulmuş olur. Küçük miktarlardaki kara servetlerin aklanması, bu paranın ele geçirildiği yerde mümkün olabiliyor. Uzmanlar, “Ama aklanacak kara para miktarı milyon dolarlarla ölçülüyorsa iş değişir” diyor. Böyle büyük kirli servetleri yıkama işlemi, o paranın kazanıldığı yerde yapılamaz. Özellikle bu ülke Amerika gibi bir ülke ise.
ABD topraklarına çeşitli yollardan sokulan uyuşturucu, burada, ikinci el durumundaki alıcılara toptan satılır. Bu kişiler de aldıkları malları küçük paketler haline getirerek, sokaklarda satış yapacak elemanlarına verir. Bu elemanlar vasıtasıyla müşteriye ulaşılır. Bu satışlar sırasında herkes kendi hissesini alır ama “aslan pay”, her zaman malı Amerika’ya getiren Güney Amerikalı uyuşturucu mafyası liderlerinindir. Kara paraya kucak açan ülkeler, onların sahiplerine de her tür kolaylığı sağlamayı ihmal etmiyor. Ancak bu hizmetlerin karşılığında ise çok yüksek ücretler talep ediliyor. Bu ülkelerde, kara para hesabındaki parayı bir türlü kendi yaşadığı ülkeye getiremeyenler için özel muhasebe şirketleri kurulmuş. Bu şirketler, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan kara para sahibinin yaptığı bütün masrafları tıkır tıkır ödüyor. Adam, oturduğu yerden ev, araba vesair ne alırsa, faturasını anlaştığı muhasebe şirketine gönderiyor. Bu şirket de kendisine verilen yetkiyi kullanarak, müşterisinin bankadaki kara para hesabından çektiği paralarla bu faturaları ödüyor. Kara paranın kaçırıldığı ülkedeki banka hesabından geri getirilmesi için takip edilen bir başka meşhur yol da bu banka tarafından kesilen 10 bin doların altındaki özel havale çekleri almak. Bu çekleri belli yüzdeler vererek nakite çevirmek. Bir başka yol da kara para hesabından bir kumarhaneye çek kesilmesi şeklinde. Daha sonra kumarhanede nakite çevrilen bu çek miktarı para; kumar kârı olarak normal bir banka havalesiyle kara para sahibine gönderilir. Sahtekarlar için hileler biter mi? Elbette ki bitmez. Gazetemize bigi veren uzmanlara göre, mafya babaları, kara para yatırdıkları bankadan ticari kredi almak suretiyle de paralarını aklamaya çalışıyorlar.

Uyanık çift Kirli para aklayanlar bazen paralarını küçük miktarlara bölerek, banka, postane ve yetkili işyerlerinden istenildiği an paraya çevrilebilir çekler alırlar. Dünyanın her tarafında geçerli olan bu “para çekleri”ne çevrilen kara paranın artık takibi de imkansız hale gelir. 80 bin dolarlarını aklamak için tam iki yıl boyunca New Jersey ve civarındaki bütün banka, postane ve yetkili işyerlerini dolaşan Enrique ile Celestine Alforo çifti, sonuca ulaşacakları bir anda yakayı ele verdiler. Alforo çifti, sürekli olarak “para çeki” satın almaları dikkat çekince, Amerikan Vergi Dairesi ve Amerikan Gümrük Polisi tarafından takibe alınmışlardı. Evlerine yapılan baskında yüz binlerce dolarlık para çeki bulunan çift, yaptıkları işin kanunlara aykırı bir tarafı olmadığını iddia ettiler. Ancak ikisi de hapisanenin yolunu tutmak zorunda kaldı.

Zengin bir ailenin oğlu J. Castblanko’nun başına gelenler, para hırsının insanın başına ne dertler açabileceğini gösteriyordu.
Harwardlı maceraperest Franklin Jurado, ABD’nin Harvard Üniversitesi’nde ekonomi tahsil etmişti, parlak geleceği olan bir Kolombiyalı idi. Ancak Jurado bu bilgisini, kanuni yollardan para kazanmaya değil de Kolombiya’nın uyuşturucu babalarının emrine vermeyi tercih etti. Geçmişte Kolombiya’nın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından olan Jose Santacruz Londono ile anlaşan Jurado, bu kişiye ait 36 milyon doları akladı.
Parayı, dünyanın en tanınmış finans kurumlarından Merrill Lynch’ın şubeleri vasıtasıyla Panama’dan Avrupa’ya kaçırdı. 3 yılda Avusturya, Danimarka, İngiltere, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Lüksemburg ve Monako’daki 68 bankada 100 ayrı özel hesap açtırdı. Her bankadaki hesabı 10 bin doların altında tutmak için paraları devamlı olarak bir hesaptan diğerine devreden Jurado, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çok sayıda paravan şirketler kurdu. Hesaplardaki kara para, iş yapıp para kazanıyormuş görünen bu şirketlere aktarılacak, ardından Santacruz’un Kolombiya’daki restaurantlar zincirine ve diğer işyerlerine akacaktı. Ancak Monako’da bir bankada sistemin çökmesinin ardından bilgisayarlar yeniden çalışmaya başlayınca, Jurado’nun aynı bankada birden fazla hesabı olduğu ortaya çıktı. Jurado’nun Lüksemburg’taki evine komşu olan bir kişi de polise başvurarak “Komşumun evinden sabahlara kadar çalışan bir makinenin sesinden uyuyamıyorum. Lütfen buna bir çare bulun!” dedi. Eve gelen polisler, otomatiğe bağlanan bir para sayma makinasının durmadan banknot saydığını gördü. Jurado bunun üzerine gözaltına alındı. Bu iki olay Kolombiyalı ekonomistin bütün planlarını ortaya çıkardı. Kara paranın peşinde dolaşan yüzlerce farklı gruptan insan var. Kirli servetten pay almak isteyenler, çeşit çeşit sistemler, düzenler kurmuş. Bu alanda kara servet sahipleri ile kârlı bir işbirliği içinde olan bir başka grup da “kıtalararası kurye”lik yapıyor. Sistemleri, ABD ve Rusya’nın “kıtalararası nükleer başlıklı füzeler”inden daha hızlı çalışıyor. Atlantik Okyanusu’nun bir tarafında elde ettği kanunsuz servetin izini kaybettirmek isteyenler hemen bu kuryelerle anlaşıyor. Kısa süre sonra, milyonlarca dolarlık kara para Atlantik Okyanusu’nu aşarak, o bölgede kara para sahibinin banka hesaplarına yatırılıyor. Kuryelerin hangi tekniklerle bu kadar çok parayı taşıyabildikleri henüz tam bilinmiyor. Ama diplomatik pasaporta sahip bazı kişilerin sık sık kurye olarak kullanıldığına şüphe yok.
SEYAHAT EDEN KİRLİ SERVETLER Kara para sahibi kişi veya gruplar, bazen de hukuka uygun şekilde paralarını istediği ülkeye transfer edebiliyor. Buna bir örnek olarak diyelim ki bir uyuşturucu taciri, büyük miktarda kara para sahibi. Amerika’da güvenlik kuvvetlerinin takibinden kurtulmak için bu parayı en kısa zamanda Tayland’da bulunan özel hesabına yatırılması lazım. Ancak bu hesaba direkt olarak göndermek mümkün değil. Gönderilse de bir soruşturma halinde sıkıntı olabilir. O zaman ne yapmalı? Bu noktada da hemen değişik bir yol izlenir. Amerika, Panama ve Liberya’da 3 ayrı paravan ihracat- ithalat şirketi kurulur. Şirketlerin kuruluş ve faaliyetleri bulundukları ülkelerin kanunlarına harfiyen uygundur. Amerika’daki şirket, Panama’daki, bu şirket de Liberya’daki şirkete borçlu gösterilir. Kara servet, Amerika’dan Panama’daki şirketin hesabına havale edilir. Bu şirket de gelen paranın çok az bir kısmını kendi hesabında bırakarak, büyük meblağı hemen Liberya’daki şirketin banka hesabına havale eder. Böylece para yurt dışına çıkmış ve artık izini kaybettirmiştir.
İnsanların gözünü döndüren servet Milyonlarca dolarlık kirli parayı aklayan Kolombiyalı J. Castblanko, küçük bir ipucunu değerlendiren Amerikan polisi tarafından yakalanınca, “Doğrusu şaşırdım. Ben hiç bir suç işlemedim ki” diye konuşur. Aslında Castblanko şaşırmış değildi. O, ABD ve Kolombiya polisinin ortak çabalarıyla 3 yıl süren bir operasyon sonunda yakalanabilmiş büyük bir para aklama şebekesinin elebaşısı olan bir kişiydi. Zengin bir doktorun oğlu olan Castblanko’nun ilgi çekici bir hayat hikayesi vardı. Kolombiya’nın en kaliteli okullarında tahsil görmüş, uluslararası politika konusunda yüksek lisans yapmıştı. Tahsilini tamamladıktan sonra lüks otomobiller satan bir galeri açtı. Müşterileri üst düzey bürokratlar ve zengin işadamlarıydı. Amerika’dan lüks araçlar ithal ediyor, çok büyük paralar kazanıyordu. Kısa sürede, çevresinde tanınan bir kişi oldu. Bu arada Kolombiya Adalet eski Bakanı’nın kızıyla evlendi. Sık sık Amerika’ya gidiyor. Ülkenin en lüks otellerinde kalıyordu. Bu arada, Amerika’nın New Jersey eyaletinde, FBI, elinde 20 dolarlık banknot dolu iki büyük torba geldiği galeriden iki Honda otomobil almak için anlaşma yapan bir kişinin peşine düştü. Bu kişi buhar olup uçmuştu sanki. Ortalıkta ne müşteri vardı, ne de bir izi. FBI bu araştırmayı yaparken, Castblanko, anlaştığı Kolombiyalı uyuşturucu babalarına, büyük kara servetlerini aklama konusunda onlara yardımcı olma sözü veriyordu. Bu maksatla, babalardan alınan kara paralar, küçük banknotlar halinde Amerika’nın dört eyaletinde saklanmıştı. Bir araya getirilip paketlenmiş olsa, üç büyük buzdolabı kadar yer kaplayacak 3 milyon dolarlık servet en kısa sürede aklanmalıydı. Bu para, yavaş yavaş Castblanko’nun otomobil ithal ettiği New Jersey eyaleti sınırları içine girmeliydi. Ama nasıl? İşte bütün mesele de bu değil miydi. Uyanık Kolombiyalı, elini paraya hiç değdirmeden bu meseleyi hallletmekte kararlıydı. Hemen Amerika’da bu tür paralara kuryelik yapan bir grupla anlaştı. Kolombiya’dan telefonla verdiği talimatla, paranın, New York ve Miami’deki üç banka hesabına yatırılması talimatını verdi.. Kuryeler iyi çalışıyordu. Kısa zamanda paranın bir kısmı bu hesaplara yatırılmıştı. Castblanko, bu banka hesaplarına mahsuben yazdığı çekleri, New Jersey’deki galerilere postalıyor, galeriler de Castblanko’ya otomobil gönderiyorlardı. Herşey iyi gidiyordu. Kara para Kolombiya’ya lüks otomobil olarak geliyor, Castblanko’ya iyi bir kâr bıraktıktan sonra, aklanmış olarak uyuşturucu kaçakçılarına geri dönüyordu. New Jersey’deki bir galeriye iki torba para ve 13 bin dolarlık çek ile gelen adamın şüpheli hareketleri bu büyük oyunu bozacak ilk adım olacaktı. FBI, paraların üzerine bulaşmış kokain tuzları ve Castblanko’nun hesabından yazılmış çekten yola çıkarak 3 yıl süren bir araştırma başlattı. Sonunda Amerika’ya giriş yaparken yakalanan Castblanko, sadece para aklama suçundan 4 yıl hapis cezası yedi. Yakalanıncaya kadar ne kadar para kaçırdığını, bugün de kimse bilmiyor.
HAVALE MAFYASI KÖŞE DÖNÜYOR Mafya mensupları, uyuşturucu satışından sağlanan para ile ABD’den altın, elmas gibi kıymetli taşlar alarak, kuryelerle Güney Amerika’ya gönderirler. Kuryelerin elbise ve valizlerinin gizli bölümlerine saklanan kara paranın bir bölümü de Güney Amerika’ya yollanır. Elde kalan büyük meblağlar ise başka ülkelere transfer edilir. Bunu için de çok çeşitli yollar denenir. Bunlardan en meşhuru, yeraltı bankerleri aracılığıyla olur. Hemen bu bankerlerden birini bulan mafya, elindeki kara paranın miktarını, hangi ülkede hangi hesaba gideceğini bildirir. Bu havale işini alan banker, o ülkedeki adamları ile şifreli bir konuşma yaparak durumu bildirir. Artık iş oradan gelecek cevaba bağlıdır. Karşı taraftaki banker kısa zamanda cevabını verir. Amerika’daki ortağına “Parayı al. Havaleyi istediğin hesaplara bölerek yatırdım” mesajını gönderir. Banker, hemen mafyanın adamlarına durumu bildirir ve yurt dışına gönderecekleri parayı alır. Bu alışverişte para hareketi yoktur. Kara para yine Amerika içinde kalmıştır. Ancak karşı taraftaki bankerin ortağı, oradaki bir başka mafyanın grubunun Amerika’ya sokmak istediği parayı almış, istediği hesaplara yatırmıştır. Karşı taraf da kendi parasını Amerika’daki adamları vasıtasıyla bankerden aldırmış olur. Her iki mafya grubunun parası da böylece otomatik olarak, güvenlik kuvvetlerine izini kaybettirmiştir.
KAÇAKÇI KUMARHANE İŞBİRLİĞİ Passaic County Başsavcısı Ronald Fava, uyuşturucu kaçakçılığı ve bu kanunsuz ticaretten elde edilen kara paranın aklanması konusu ile ilgi olarak, “Benim sorumlu olduğum bölgede uyuşturucu ticareti maalesef devam etmekte olan bir olay. Bu ticaretten kazanılan paranın kullanılması için elbette ki aklanması gerekiyor. Ama bu da kolay bir iş değil. Para aklamak için düzenli çalışan bir organizasyon olması gerekir” dedi. Konuyu takip için sadece savcılığın değil devletin diğer güvenlik birimlerinin de çalıştığını belirten Fava, “Sorumlu olduğum bölgede şimdiye kadar önemli denecek bir para aklama olayı ile karşılaşmadım. Para aklamak isteyenler kumarhaneler şehri Atlantic City’ye gitmek varken burada ne yapacak?” diye konuştu.

Dünyada uyuşturucu ticareti ile mücadelede ele geçirilen kara para miktarı, 100-300 milyon dolar arasında…
Ele geçirilenler ‘devede kulak’
Uluslararası uyuşturucu tacirleri, kara servetlerine her yıl 200 milyar dolar katıyorlar. Bu büyük servetin önemli bir bölümü, bankaların müşteri hesaplarına tanıdığı “gizlilik” prensibinden istifade ederek, istenildiği yere transfer edilebiliyor. “Bankaların bu “gizlilik” esasının kaldırılması veya bir soruşturma anında, görevlilerin serbestçe bütün hesapları kontrol edebilmeleri artık bir mecburiyet haline geldi” diyen uzmanlar, “Aksi halde bankalar her zaman kara para aklama sistemleri olarak kullanılmaya devam edecektir” şeklinde konuşuyorlar. Bütün dünyada güvenlik kuvvetlerinin her yıl ortaya çıkarabildiği, uyuşturucu ticareti yapan çetelerle mücadelede ele geçirdiği kara para miktarı, “devede kulak” misali 100-300 milyon dolar arasında. Bu meblağ, dünyanın, uyuşturucu ticaretinden yılda 200 milyar dolar kazanan kara para babalarına mağlup olduğunu gösteriyor.
BANKACILIK SİSTEMİ KARŞI ATAKTA Kara para aklama metodlarının giderek gelişmesi ve global bir boyut kazanması, ülke yönetimlerini karşı tedbirler almaya zorlamış. Her ne kadar bazı ülkelerin bankacılık kanunları, kara para aklama operasyonlarını engelleyebilecek bir yapıya kavuşturulmamışsa da dünyanın birçok ülkesinde, bu konuda çok sıkı tedbirler alınmış bulunuyor. Bankacılık kanunlarında yapılan değişikliklerle yönetimler; şüpheli görünen büyük meblağlardaki paraların gerçek sahiplerinin tespit edilmesi için lüzumlu araştırmanın yapılabilmesi, bu tür hesapların dondurulabilmesi, hatta hesaplardaki paralara el konulabilmesi gibi bir takım yetkilerle donatılmış.
Ekonomide globalleşme, liberalleşme ve özelleştirme hareketleri, gümrük sınırlamalarının hafifletilmesi ile serbest ticaret bölgelerinin giderek çoğalması, kara para aklama çetelerine büyük kolaylıklar sağlıyor. Gümrük sınırlamalarını kaldıran ülkeler, yabancı yatırımcılara büyük kolaylıklar gösteriyor. Ticaretin global ölçülere ulaşması, sermayenin uluslararası alanda hareketine hız katmış durumda. Eskiden sermaye girişi ve çıkışına sıkı kontrol uygulayan ülkeler, giderek bu eğilimi terkediyorlar. Bu arada, dünyada neredeyse bütün para birimleri konvertibl olmuş durumda. Dünyada sermaye hareketine engel olan her şey kaldırılma yoluna girmiş bulunuyor. Sermaye hareketine serbestlik vermek demek, sadece kanuni şartlarda kazanılmış sermayeye hareket hürriyeti vermek değil elbet. Bu serbestlikten kara sermaye de alabildiğine faydalanıyor. Bu da işin olumsuz bir tarafı.
Kumarbaz mühendisin dolarları Amerika’nın en meşhur kumarhanelerinin bulunduğu Atlantic City’de, bir otel odasına baskın yapan polis, kokain tozlarına bulaşmış 350 bin dolar, paraları destelemek için kullanılan bir makine ve çok sayıda oyuncak buldu. Odada kalan kişi Luiz Vacanti adlı Brezilyalı bir mühendisti. Vacanti, iki yıldır, arada bir Atlantic City’e geliyor, bir süre kumar oynadıktan sonra ortadan kayboluyordu. ABD’ye her gelişinde, yüz binlerce dolar kara parayı da beraberinde getiren Vacanti, kumarhaneleri sıra ile dolaşıyordu. Her kumarhanede, elindeki küçük kağıt paralardan meydana gelen binlerce doları vererek marka satın alıyordu. Bu markaların bir kısmı ile kumar oynuyor, geri kalan kısmını da iade ederek, 100’er dolarlık banknotlar halinde parasını geri alıyordu. Bu banknotları desteledikten sonra içlerini boşalttığı oyuncaklara doldurarak ülkesine getiriyordu. Polis tarafından gözaltına alınan Vacanti’nin, 1.5 milyon doları ülke dışına kaçırdığı ortaya çıktı.
Kara paradan köşe dönen yöneticiler Uyuşturucu ticareti ile rüşvet ve yolsuzluklar ülke ekonomilerine büyük zararlar veriyor. Brezilya, Ekvator, Haiti, Panama ve Peru gibi ülkelerde, zaman zaman bu yolsuzluklara, üst düzey yöneticiler de bulaşıyor. Amerika ve Avrupa ülkeleri sıkı tedbirler almalarına rağmen; Hindistan’dan Amerika’ya, Arjantin’den Rusya’ya kadar bir çok ülkede vergi geliri kaybı astronomik rakamlara ulaşıyor. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir raporda, “Artık noktaları birleştirme zamanı gelmiştir. Yapılacak ilk iş, dünya finans sektörünü sıkıntıya sokan ve kara sermayeye kucak açan ‘offshore’ bankacılığın faaliyetlerinin sınırlandırılmasıdır. Sadece bankacılıktaki ‘gizlilik’ esasının kaldırılmasının fazla bir faydası olmayacaktır. Çünkü, kara paraya kucak açan, bu offshore bankacılığı yürüten şirketler, muhafaza ettikleri kara servetleri korumak için vakıflar, şirketler kurmuşlar, diğer bankalarda yüzlerce özel hesaplar açmışlar” deniliyor. Başlangıçta bazı ayrıcalıklı müşterilere hizmet etmek amacıyla kurulan normal birer ticari müessese görünümündeki offshore bankalar, kısa bir süre içinde milletlerarası finans ve hukuk sistemini delik deşik eden örgütler haline geliyorlar. Sonrası malum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>