Beyin Cerrahı Prof. Dr. Cengiz Kuday kimdir?

Prof Dr Cengiz Kuday 300x180 Beyin Cerrahı Prof. Dr. Cengiz Kuday kimdir?

Beyin Cerrahı Prof. Dr. Cengiz Kuday kimdir?

“İnsan eksikliklerini gördükçe daha iyi olma yolunda başarılı bir şekilde ilerler”

Cengiz Kutay başarılı bir beyin cerrahı olmasının yanı sıra iyi bir tarihçi. Basılı yayında tarih yazıları yayınlanan Cengiz Kuday, hayata renkli bakan uzmanlarımızdan olmasıyla dikkat çekiyor…

-: Cengiz Kuday’ı tanıyabilir miyiz? Cengiz Kuday: 1942 İzmir doğumluyum. Çocukluk yıllarım tamamen İzmir’de geçti. İzmir’den ayrılışım İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başlamamla oldu. İstanbul’da tıp öğrenimimi bitirdikten sonra Hacettepe Tıp Fakültesi Nöroşirurji Bilim Dalı’nda ihtisas yaptım. 1974 yılında öğretim görevlisi olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne tayin oldum ve o günden bu yana da burada çalışmalarıma devam ediyorum. Cerrahpaşa’da çalışan en eski doktorlardanım diyebilirim. 1981 yılında Türkiye’nin ilk beyin cerrahı olan Prof. Dr. Feyyaz Berkay emekli olduktan sonra klinik başkanı oldum ve yirmi senedir de bu kliniğin başkanlığını yürütüyorum. 1989 yılında kurduğum Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nün de başkanlığını yapmaya devam ediyorum. Asıl amacım bu enstitü kapsamında nöroloji, nöroradyoloji, nöroonkoloji, nöropataloji, nöroşirurji yani nörolojinin bütün dallarını bir çatı altında toplamaktı, bu konuda gösterdiğim çabalar sonucu Bakanlar Kurulu’ndan Nöroloji Bilimleri Enstitüsü Kanu’nu çıktı, kadrolar verildi. Şimdi Nöroloji Bilimleri Enstitüsü yapılıyor.Bütün hayalim oranın bir an önce bitirilmesi ve  Enstitütü’yü hayata geçirmek

-: Doktor olmak çocukluk hayalleriniz arasında mı yer alıyordu? Cengiz Kuday: Benim doktor olmam, tamamen tesadüflerden ibarettir. Bizim dönemimizde herkes Teknik Üniversite’ye girmek isterdi, 25 kişilik sınıfın tümü Teknik Üniversite’ye müracaat etti, elbette bunların aralarında ben de vardım. Teknik Üniversite’de istemediğim bir bölümü kazanınca gitmek istemedim. O dönemlerde birden fazla Yüksek Öğretim Kurumu’nu kazanabiliyor, istediğiniz bölüme devam ediyordunuz. Hukuk Fakültesi’de seçimlerim arasındaydı ve orayı da kazanmıştım, bir süre devam da ettim. Hukuk Fakültesi’ne devam ettiğim süre içerisinde kendimi çok yalnız hissettim, yakın bir arkadaşım tıbbıyeye girmişti ve benim de oraya gitmemi istiyordu. Benim kazandığım fakülteler arasında tıbbiye de olduğundan, orada devam etmeye karar verdim. Çocukluk yıllarımda hiç aklımda olmayan doktorluk sonunda mesleğim oldu. Beyin cerrahı olmam da tesadüfler sonucu olmuştur. Hacettepe Üniversitesi’ne bir arkadaşımı ziyaret için gittiğimde Amerikalı bir  beyin cerrahı olan Charles Wilson ile tanıştım –şu anda Nöroşirurji Dünya Federasyonu’nun başkanı–.  Beyin cerrahı olabilmek için uzun bir asistanlık dönemi geçirmeniz gerektiğinden çok fazla seçilen bir bölüm değildi ve Dr. Wilson bana onlarla çalışmam konusunda teklifte bulundu, ben de kabul ettim ve beyin cerrahı oldum. Bernard Shaw; “Herkesin kaderinde bir pencere açılır, o pencereden girer” der, benim meslek seçimimde tamamen böyle oldu. Şu anda iyi ki de bu mesleği yapıyorum diyorum, dünyaya bir daha gelsem yine beyin cerrahı olurdum.

-: Mesleğinizde uygulamaya başladıktan sonra neler hissettiniz?    Cengiz Kuday: Başlangıçta beyin cerrahı olmak neşeli ve oldukça heyecanlı.geliyordu fakat yıllar geçtikçe bu işin çok mesuliyetli bir iş olduğunu kavrıyorsunuz. Meslek hayatım boyunca hastayı ve yakınlarını düşünmek zorunda olduğumu, çok büyük bir sorumluluğum olduğunu öğrendim ve hala da öğrenmeye devam ediyorum. Yaptığımız iş yalnızca bir ameliyat değil. Ameliyat yalnızca ameliyathanede bitmiyor, o kişinin yaşamı, yakınlarıyla olan ilişkileri, kaybettiği işi ve ailesine olacağı yük gibi bütün bu durumların düşünülmesi gerektiğini yavaş yavaş öğrendim.

-: Tıp Fakültesi’nde bu bölüme olan ilgi nasıl? Cengiz Kuday: Türkiye’de çok fazla beyin cerrahı var. Türkiye’de yaşanan en büyük nöroşirurji problemlerinden biri de istibdat hakkının dolmuş olması. Bunlar kaliteyi düşürüyor ve kötü bir yarışın başlamasına neden oluyor. Bu durumda eğitim kuruluşlarımız da  farklılıklar göstermeye başlıyor. Yapmamız gereken hepsine bir board imtihanı koymak ve standardizasyon getirmek, şu anda da bunun çalışmalarını yapıyoruz.

-: Türk toplumun eğitime bakış açısını nasıl buluyorsunuz? Cengiz Kuday: Ülkemizin çok kapasiteli ve çok dinamik olduğuna inanıyorum. İyi ve disiplinli bir yola girerse güzel şeyler olacağına da inanıyorum. Bence ülkemizdeki en büyük eksiklik eğitim değil yalnızca, görgü ve gurur da buna dahil. Gururlu olmamız lazım. Gururlu olmak için de kendimize güvenmeliyiz. Elimde güç olsa yazılı ve sözlü medyayı bu konuda eğitme aracı olarak kullanırdım ki çok büyük işler yapılabilir. Sosyalist ülkeler çok zengin olmadıkları devirlerde, kişilerin müzik kültürlerini arttırmak için -bir radyo bile alacak güçleri olmadığı devirlerde- köy meydanlarına hoparlörler koyup, klasik müzik dinletirlermiş. Küçük yaşta insanlar o müzikle büyümüşler, o müziği duymuşlar, o müziği özümsemişler. Bakıyorsunuz, belki çok basit bir iş yapıyor ama klasik müzik dinliyor. Ben de isterdim ki, yazılı ve sözlü basınımız bu misyonlara geçsin, kaliteli şeyler üretsin. Birçok ülkede çalıştım, hemen hemen yurtdışında gerçekleştirilen her kongreye de giderim. Yurtdışındaki bütün kuruluşların aktif olarak üyesiyim. Sürekli güncel kalmaya çalışıyorum. Bunu yaptığım müddetçe de eksikliklerimi görüyorum. İnsan eksikliklerini gördükçe daha iyi olma yolunda başarılı bir şekilde ilerler.

-: “Hep güncel kalmak istiyorum” dediniz. Bunun için neler yaparsınız? Cengiz Kuday: Okuyorum, bol bol okurum. Bir de ilgi alanıma giren herşeyin en iyisine ulaşmaya çalışıyorum. Yani kaynağına ulaşmaya çalışıyorum.

-: Diğer insanlara güncel kalmaları için tavsiyeleriniz nedir? Cengiz Kuday: İlgi alanlarını genişletmek, ufkunun geniş olması ve çıtayı yükseğe çıkartmalarını tavsiye ederim.

-: Nöroşirurji nedir? Biraz bahseder misiniz? Cengiz Kuday: Nöroşirurji bir beyin cerrahisi diye geçer, nöroşirurji bir mozaiktir, bir goblendir. Goblen, nasıl yapılır? Bir sürü renkli iplik vardır, rengarenk, her iplik bir disiplini temsil eder. Yani kimisi radyoloji, kimisi fizyolojidir, kimi anestezidir, kimi rehabilitasyondur. Bunların hepsi birleşince nöroşirurji ortaya çıkar. Nöroşirurji’de yalnız başına showmanlik yoktur. Beyin cerrahisi takım işidir. Siz istediğiniz kadar iyi bir kompozitör olun, iyi bir müzisyen olun, eğer orkestranız iyi değilse iyi değilsinizdir. Onun için benimle çalışan herkesin en iyi olmasını isterim ve şu anda da  benim için en iyiler. Mutlu cerrah, yardımcıları iyi cerrahlar olandır. Ben bu konuda mutluluğu seneler sonra yakaladım. Yarımcılarımın hepsini, kendim yetiştirdim, dışarılara gönderdim, her konuda işin en iyisi oldular. Bu nedenle, bu orkestranın şefi olarak rahatım şimdi.

-: Öğretim üyeliği yapıyorsunuz. Sınıfa girdiğinizde öğrencilerinizin neyi anlamalarını istersiniz? Cengiz Kuday: Öğrencilerimiz bizden ileri. Hepimiz bunu hissediyoruz. Bu üniversiteye, barajlar aşıp geliyorlar. Onun için en iyileri geliyor, onlara en iyisini vermemiz lazım. Ne kadar verebildiğimizi bilemiyorum. Bu nedenle onların her türlü kaprisine açığım ve onları haklı buluyorum. Şimdi tenkit ettikleri bir sürü şeyin ileride iş pratiğe gelince bize hak vereceklerine inanıyorum. Kendileri burayı bitirirken birşey bilmediklerini zannediyorlar, halbuki çok şey öğrenip gittiklerinin farkında değiller, zaman içinde onun farkına varıyorlar. Bizim öğrencilerimiz, kendi üniversitemin öğrencileri, inanıyorum ki iyi yollara girerlerse çok başarılı olur hepsi.

-: Genç doktorlara tavsiyeleriniz nelerdir? Cengiz Kuday: Biraz  klasik bir söz olacak ama dürüst olmak benim için çok önemlidir. Dürüst olmanın yanı sıra görgüyede çok önem veririm. Ben bir cerrahı alırken yalnız bilgisinin değil aile terbiyesinin, alışkanlıklarının da çok iyi olmasını isterim. Bir de hümanist olması, insanları çok sevmesi lazım. Bir nöroşirurjen olabilmek için, yaptığın işi, insanlarını ve arkadaşlarını sevmen, yaptığın işin dehşetini ve büyüklüğünü hissetmen  gerekli.

Yaptığımız işte en önemli olan şey materyalimizin insan olması. Onları birer malzeme gibi görmemeleri gerekiyor. Bu nedenle her beyin cerrahına derim ki, “Yeşil örtünün altına bakın, örtünün altındaki insanın yüzüne görün. Yaptığınız ameliyatlarda ilk önce insanın yüzüne bakın ve ondan sonra o ameliyatı gerçekleştirmeye başlayın.”  Bu nedenle ben çocukları ameliyat etmem. Çünkü onların o masum yüzlerini görünce, dokunamam onlara.

-: Hiç boş vaktiniz oluyor mu, İlgi alanlarınız neler? Cengiz Kuday: Bütün gün saat 16.30’a kadar hastanedeyim. 16.30’dan sonra muayenehanede oluyorum. Hergün muayenehaneye gitmiyorum, haftada sadece iki gün gidiyorum. Cumartesi, Pazar herkes tatil yapar, ben ameliyatlarımı yaparım. Bir de sakin olduğu için özel ameliyatlarımın hepsini, gece yaparım.Ayhan Songar hocamız vardı. Kendisi psikiyatri profesörüydü ama modern matemetikle ilgilenirdi, kuantum fiziğiyle ilgilenirdi ve profesyonel bir fotoğrafçıydı. Bunun yanı sıra hastaları da vardı. Geceleri uyumaz, akşam 23.00’den gece 04.00’e kadar hasta bakardı. İnsan isterse kendine zaman ayırabilir. Yeter ki o zamanınızı iyi değerlendirin.

Benim en büyük hobim tarihtir, bunu bir çok arakadaşım da bilir. Tarih konularındaki kitapları okur ve yazılar yazarım. Tarihi her konuyu incelerim, hem mitolojik tarihi, hem ikinci dünya savaşı tarihini. Son zamanlarda da Çanakkale Tarihi ile uğraşıyorum, bu konuda da bir sürü yazı yazıyorum. Yazılarımın bir kısmı Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yayınlanıyor. Futbol da ilgi alanlarım arasına giriyor diyebilirim. Futbol oynamaktan ve maçları seyretmekten çok hoşlanırım.

-: Ailenize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz? Cengiz Kuday: Eşim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Profesörü. Birbirimizin işini iyi bir şekilde bildiğimiz için özel hayatımıza ayırdığımız vaktin kısıtlı olması ilişkimizde sorun yaratmadı. İki tane oğlum var, onların eşimle aynı düşünce de olduğunu söyleyemem. Ben oğullarımı hiç lunaparka, yaz tatiline götürememiş bir babayım. Çocuklarıma yeterli derecede ilgi gösterememenin eksikliğini her zaman yaşıyorum. Tekrar dünyaya gelsem bunu asla yapmazdım, onlarla daha fazla ilgilenirdim. Çocuklarıma yeteri kadar yakın olamadım ama bu eksikliği anneleri tamamladı.

-: Gençlik hayalleriniz var mıydı? Varsa şimdi gerçekleştirebildiniz mi? Cengiz Kuday: Hayır. Ben her zaman mutlu oldum ve elimdekiyle de yetindim. Hala da öyleyim. Eğer Anadolu’nun bir şehrine, bir kasabasına gönderilseydim de aynı şekilde mutlu olurdum . Olaylar beni buraya getirdi, özel bir çabam oldu mu bilmiyorum. Herkesin her yere Türkiye’de ulaşabileceğine inanıyorum. Çünkü Türkiye’de yollar, kulvarlar açık.

-: Hayattan keyif almanızı sağlayan şey nedir? Cengiz Kuday: Ailem ve işim. İşimi çok seviyorum, bu işten çok keyif alıyorum. Gece ikide, üçte bile çağrılsam hiç zor gelmiyor. Sanki bir maça çıkar gibi o zevki duyuyorum. Belki de o yüzden başarılı oluyoruz. Ben bu işi hiç iş olarak görmedim. Bir meşgale olarak görüyorum ve bu yüzden de çok zevk alıyorum.

-: Mutlu bir ailenin olabilmesi için gerekli üç şart nedir? Cengiz Kuday: Birbirine saygı, dürüstlük ve insan sevgisi. Bence bunlar her yeri kaplar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>