Hazreti Ali kimdir?

Hazreti Ali‘nin validesi Fâtıma hatun, bir gece rüyasında evinin nur ile dolu olduğunu gördü. Kâbe’nin etrafındaki dağlar adeta Kâbe’ye secde ediyordu. Birden eline dört kılıç verdiler, o kılıçlar Fâtıma hatunun elinden düşüp dört yana dağıldı, biri suya düştü, bir diğeri havaya uçup gitti. Geriye kalanlardan biri elinden düşüp kırıldı, diğeri ise elinde bir aslan oluverdi. O aslanın heybetinden bütün mahluklar kaçıp kimse yanına yaklaşamadı. Resûlullah Efendimiz o aslanın yanına varıp onu hemen tuttu ve kendine boyun eğdirdi. Aslan ona itaat edercesine mübarek ayaklarına yüzünü ve gözünü sürüp, hizmet-i şeriflerinden ayrılmadı. Bu rüya üzerinden aylar geçmeşti ki Fâtıma binti Esed, Kâbe’yi tavaf ediyordu. O an doğum alâmetleri belirdi, dışarı çıkmaya mecâli kalmayınca, “Yâ Rabbî! Bana doğumu kolay kıl” diye yalvardı. O haldeyken birden  evin duvarı yarılıp, Fâtıma gözden kayboldu. Hazreti Ali doğduğunda, Mekke-i Mükerreme’de büyük bir deprem oldu, putların hepsi yüz üstü düşüp, ehl-i Mekke’nin cümlesi korkup, dediler ki, bu gece bir yeni hadise meydana geldi. Gök onun nuru ile ışıklandı gökyüzü yıldızlarla doldu. O an bir nidâ ediciden sesler işitildi. Yeri göğü inleten bu nidâ, “Müjdeler olsun size ki, bu gece, müşrikleri kahredici, münafıklara gadap edici, abidlerin süsü, Resûl-i Rabbil’âlemînin mührü, imâm-ül Hüdâ, göklerin yıldızı, karanlıkların lambası bu gece doğdu” diyordu. Nihayet Fâtıma hatun dördüncü gün, Haremden çıktı. Elinde Ali ibni Ebî Tâlib vardı. Fâtıma hatun Harem-i Kâbe’den Hazreti Ali‘yi evine götürdü. Babası Ebû Talib gelip çocuğunun mübârek yüzünü görmek istedi. Örtüsüne el uzattığında, Hazreti Ali eli ile, Ebû Tâlib’in eline mani olup ve yüzüne el uzatıp, çehresine vurdu. Yüzünü tahriş etti. Validesi de gelip, emzirmek istedi ancak ona da  mani olup yüzünü tırmaladı. Resûlullah Hazretleri onun doğum haberini alınca çok sevinip hemen Ebû Tâlib’in evine geldi. Resûlullah Hazretleri beşik yanına varmak istedi. O sırada Fâtıma “Ey Muhammed-ül emin! Sakın onun yanına gitmeyiniz ki, Hazretinize bir edepsizlik yapabilir.” demesi üzerine Resûlullah buyurdu ki: “Ey Fâtıma! Ali bize karşı edebe riayet eder!” deyip yanına vardı. Aliyyül Mürtedâ derin uykuda iken, güzel gören gözlerini açıp, Resûlullah’ın mübârek yüzüne baktı. Hâl lisanıyla bu rübâiyi terennüm ediyordu o an; Şükür müşerref oldum, devlet-i didarına, Kan dolu gözlerimi açtım, gül ruhsarına. Kat ettiğim yokluk konakları zayi olmadı, Vasıl oldum, şimdi senin güneş şuâlarına! Resûlullah, Aliyyül Mürtedâ’yı hemen kucağına aldı. Bir zaman mübârek dilini gül yaprağı gibi Ali’nin gonca dudaklarına  koyup, mübârek ağzının suyunu emmesine izin verdi. Hazreti Ali‘nin babası Ebû Tâlib’in dokunmasına mani olmasının sebebi, önce kendisine Resûlullah’ın dokunmasını istemesiydi. Annesini emmesinden imtinâ etmesinin maksadı da önce Resûlulah’ın mübârek ağız suyundan emmekti. Bu sebeple her sözü hikmet oldu. Afv, kudret, saadet ve keramet sahibi oldu. Hem zafer ve nusretin sultanı oldu. Zühd, takva, vera, fadl, kerem ve bütün güzel huylar onda toplandı. Kulağına Resûlullah Hazretleri tekbir ve tehlîl okuyup, adını da Ali koydu. Daha sonra Resûl Aleyhisselam bir leğen hazırlayıp, Hazreti Ali‘nin yıkanmasında bizzat meşgul oldular. Daha sonra mübarek başından sarığını çıkarıp, ikiye böldü. Bir bölüğünü başına bağladı. Bir bölüğü ile bedeninin yaşını sildi. Böylece müminlerin başlarının tacı oldu. Peygamber Efendimiz, onun terbiye olmasında çok gayret sarf edip, ilkbahar bulutu gibi o goncaya kol-kanat gerdi. Peygamberimiz kimi zaman Ali’nin beşiğini sallar, kimi zaman da onu alır gezdirirdi. Resûl Aleyhisselam geldiğinde Ali derin uykuda bile olsa hemen uyanır, beşiğinden kollarını çıkarır, Hazret-i Resûl’ün boynuna sarılırdı. Hazreti Ali üç yaşına girdiği zaman, Peygamberimiz ile namaz kılmaya başladı. Hazreti Ali beş yaşına girdiğinde, Hicaz yöresinde az yağmur sebebi ile kıtlık hasıl oldu. Ebû Tâlib’in çoluk-çocuğu çok olduğu için Hazret-i Fâhr-i âlem, Aliyyül Mürtezâ’yı yanına kabul edip ona baktı. Hazreti Ali, İslamiyet’i kabul ettikten sonra, bütün Mekke devrini teşkil eden on üç sene Peygamber efendimizin yanında, O’nun huzur ve hizmetlerinde bulundu. >Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn

 

hazreti ali kimdir Hazreti Ali kimdir?

Hazreti Ali kimdir

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>