Prof. Dr. Melih Bulut

“Halkımız her zaman iyi ve kötüyü ayırt etmesini bilir”

Bu haftaki uzman konuğumuz, İnternational Hospital başhekimi ve aynı zamanda Çocuk Cerrahi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Melih Bulut. Melih Bulut ile doktorluğu ve siyasetle olan ilgisi üzerine sohbet ettik…

-: Bizler sizi iyi tanıyoruz, ancak bilmeyen okurlarımızın da tanıması adına, kısaca kendinizden bahseder misiniz? Melih Bulut: Ben 1953 doğumlu bir çocuk cerrahisi uzmanıyım. Şu an İnternational Hospital’da başhekim ve çocuk cerrahi uzmanı olarak görev yapıyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Eşim de İstanbul Üniversitesi’nde halk sağlığı profesörü olarak çalışıyor.

-: Kaç yıldır İnternational Hospital’de çalışıyorsunuz? Melih Bulut: Kurulduğu günden, yani proje aşamasından itibaren İnretnational Hospital’de çalışıyorum. Şöyle bir baktığımızda, on bir yılı aşkın süredir burada olduğumu görüyorum. Fakat son dört yıldır başhekim olarak görev yapıyorum. Ondan önce çocuk cerrahisi departman şefi olarak çalışıyordum, aynı zamanda da Şişli Eftal Hastanesi’nde Çocuk Cerrahisi Bölümü’nün şefiydim, part time buraya geliyordum. Aşağı yukarı dört yıldan beri de başhekimlik görevimi yürütüyorum.

-: Türkiye’nin en iyi hastanelerden birinde başhekim olmak meslek hayatınıza ne gibi artı sorumluluklar getiriyor? Melih Bulut: Aslında hoş bir sorumluluk, çünkü işimi ve hastaneyi çok seviyorum. Hem zor hem kolay bir görev. Zorluğu, birincisi bizim için bütün hastaların VIP olması ve bu nedenle 24 saat 365 gün üst düzeyde bir hizmetin verilmesi. İkincisi, dünya ölçeğinde, batı standartlarında bir hizmet vermemiz gerekmesi, üçüncüsü ise, buraya bütün Türkiye’den ağır hastalar geliyor olması. Kolay bir görev olması da, hastanenin çok iyi bir alt yapısının olması. Yani destek hizmetleri çok mükemmel, yönetim yapısı benim işimi çok kolaylaştırıcı bir yapıda. Bir diğer kolaylığı, çok iyi bir hekim kadrosuyla çalışıyoruz, neredeyse Türkiye’nin en iyi hekim kadrosu bizde görev yapıyor. Yaptığı işin sorumluluğunda olan, sorumluluğun bilincinde olan hekimlerle çalışıyoruz. O nedenle de bunlar işimizin kolay tarafları.

-: İyi bir hekim olmak için ne gerekiyor? Melih Bulut: Hekimlik, öncelikle bir idealizm gerektiriyor. İnsan sevgisi esas. Para kazanmak için hekim olunmaz. Para kazanmak isteyen insanlar için pek çok başka meslekler söz konusu artık. İkincisi mesleğini sevmesi gerekiyor insanın. Üçüncüsü çok okumak gerekiyor. Sadece tıp okumak da yetmiyor. Çünkü tıp sosyal bir olay. İyi hekim aslında hastalarıyla iyi iletişim kuran, içinde yaşadığı toplumu ve dünyayı iyi tanıyan, dünyanın nereye gittiğini iyi kavrayan bir insan. O nedenle iyi bir hekim, çok okuyan, çok gezen, çok konuşan, hayatın içinde olan birisi olmalı.

-: Pek fazla hayatın içinde olamıyorlar bence, çok fazla okuyup araştırdıkları için insanlara vakit ayıramıyorlar gibi geliyor… Melih Bulut: Zamanı iyi kullanırsa insan, bunu da yapabilir düşüncesindeyim. Hekim olmak isteyen bir kişinin standart 8 saatlik bir mesaiyi asla hedeflememesi lazım.

-: Prensipleriniz neler? Melih Bulut: Ben çok çalışmayı seviyorum, yani sabah erken kalkmayı, ameliyatları erken yapmayı seviyorum. Çok çalışmaktan da zevk alıyorum. Bir sürü boş zamanı olabiliyor insanın, boş zamanını iyi değerlendirmesi gerekiyor. Küçük zaman aralıklarında bile hayatın güzelliklerini yaşayabiliriz. Çalıştığı kadar da kendisine, ailesine, eğlenceye, dinlenmeye zaman ayırabilmeli. Belki de çalışmayı bir eğlence haline getirebilmeli. Biz operatörler olarak bunu aslında yaparız, ameliyathanede eğleniriz. Çünkü o gergin ortamı başka türlü tolere etmek mümkün değildir. Veya nöbetlerde eğleniriz. Tıp fakültelerinin çok sorunu var ama hekimler biraz hayata dair olan herşeyin içinde olmalı bence. Hayatı severek ve isteyerek yaşamalı.

-: Neden çocuk cerrahisi? Melih Bulut: Çocuk Cerrahisini seçmemin en temel sebebi şuydu; Çünkü çocuğa bir faydamız olduğu zaman onun önünde çok uzun bir ömür var. Bir de cerrahiyi istiyordum. Çünkü ameliyat hakikaten etkin bir tedavi yöntemi ve çok kısa bir süre içerisinde yaptığınız işin faydasını bizzat bilebiliyorsunuz. Biraz da bana çocuklara hizmet etmek daha mantıklı geldi. İkincisi de çocukları tabii çok seviyorum, çocuklarla dialog kurmayı biliyorsanız çocuk cerrahisi çok kolay. Zor bir branştır ama bir çocuğu ameliyat edersiniz, yıllar geçer, kapıdan içeri bir delikanlı girer “Beni tanıdınız mı doktor bey?” der. Tabii siz onu tanıyamazsınız, çünkü bebekken ameliyat etmişsinizdir ama koskaca bir insan olarak karşınıza gelmiştir ve ameliyat ettiğiniz bir çocuğun, ileride çocuğunu ameliyat ederseniz daha da zevkli duygular yaşarsınız. Onun İçin çocuk cerrahisini seçmemdeki temel neden buydu. -: Peki hiç kendi çocuklarınıza böyle bir müdahale yapmanız söz konusu oldu mu? Melih Bulut: Zaman zaman küçük şeyler oluyor ama ben kendi çocuğumu ameliyat edemem. Hatta çok yakın olan arkadaşlarımın çocuklarını da ameliyat etmekten biraz kaçınırım. Ben onu yapamıyorum, yapabilen arkadaşlar var ama ben yapamıyorum. Öyle bir mecburiyet içinde kalmak da istemem. Zaten şu anda çok iyi yetişmiş çocuk cerrahı arkadaşlarımız var, eminim ki onlar da benden daha iyi bir şekilde yaparlar.

-: Özel hayatınıza zaman ayırabiliyor musunuz? Melih Bulut: Evet ayırıyorum, ona özellikle dikkat ediyorum. Haftanın en az 3-4 günü evde ailece yemek yemeyi çok seviyoruz. Çünkü aile olarak bir araya gelebildiğimiz saatler çok kısıtlı. Hafta sonları, tatillerde beraber olmaya çalışıyoruz. Aile insanı dinlendiren birşey. Aslında başka aktivitelerim de var. Siyaseti seviyorum. Siyasetle ilgileniyorum yoğun bir şekilde.

-: Siyasete olan ilginizden biraz bahseder misiniz? Melih Bulut: Ben, Yeni Demokrasi Hareketi’nin de kurucuları arasında yer aldım. Siyasetle ilgim o nedenle de devam ediyor. Şimdi de son iki yıldır Güçlü Türkiye Projesi isimli bir sivil insiyatif oluşturduk. Türkiye’nin sorunlarına kendi çapımızda çözümler üretiyoruz. Özellikle siyaset yaparken interneti kullanıyoruz. Aşağı yukarı 1000 kişiye yakın e-mail tartışma grubumuz var. Burada günde 5-6 mesajla çeşitli görüşler, çeşitli konular tartışılıyor. Zaman zaman kampanyalar düzenliyoruz. Örneğin geçen sene Süleyman Demirel’in görev süresinin uzatılmasına karşı çıktık ve Ahmet Necdet Sezer’in adaylığını destekledik.

İnternet çok önemli bir macera. Çok çeşitli gruplarla, çok çeşitli kuruluşlarla işbirliği yapmanız mümkün. Şimdi de siyasi oluşum olarak bir taraftan kendi ağımızı, insan gücümüzü genişletmeye çalışırken bir taraftan da çeşitli grup ve kuruluşlarla işbirliği yaparak, Türkiye’nin sorunlarına çözümler üretiyoruz. Şu anda özellikle yeni ekonomiden, yeni krizden etkilenecek olan bilhassa tarım kesimine yönelik bir takım projeler geliştirmeye başladık. Amaçlarımızdan biri de Türkiye-Yunanistan ekonomik ilişkilerini geliştirmek. Avrupa Birliği konusunda da faaliyetlerimiz var. Böyle çeşitli konularda topluma yararlı olabilecek siyasal faaliyetler yürütüyoruz.

-: Çok aktif birisiniz. Bunlar insanı yoruyordur, siz sağlığınıza dikkat ediyor musunuz? Melih Bulut: Elbette ediyorum. Bizi dinlendiriyor bütün bunlar, yormuyor. İnsanı yoran Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılar, işte siyasetteki tıkanıklık, ümitsizlik gibi görünen şeyler ama bunları da herhalde aşacağız. Pozitif birşeyler yaptığınız zaman yorulmuyorsunuz.

-: Koşullar değişecek mi, Türkiye’de, ne dersiniz? Melih Bulut: Hiç şüphe yok. Çünkü bunları istemiyoruz, istemediğimizi bütün anketler gösteriyor. Vatandaşın istemediği bir siyasi yapının işlemesi mümkün değildir. O nedenle mutlaka siyasette yenileşme, gerek yeni partilerin, gerek eski partilerin yenileşmesi mutlaka söz konusu olacak. Türkiye yeni insanlara, yeni fikirlere çok ihtiyaç duyuyor. Kemal Derviş’in bir gün içerisinde siyasi lider olması bize bunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Halkımızın büyük bir özlemi var. Bu eskimiş, köhne siyasi yapı mutlaka tasfiye olacak. Tabii ki kolay olmayacak, hepimizin özveride bulunması lazım. Ama mutlaka gerçekleşecektir. Türkiye’ye güveniyoruz. -: Gençlik sizce de çok umutsuz gibi değil mi? Melih Bulut: Bunları gözlüyoruz ama burası sihirli bir ülke. Birincisi ne zaman ne olacağı belli olmaz. İkincisi bu ülkeden kolay kolay kopamazsınız. Bu ülkeden kopabilen çok az insan vardır. Belki yüzyıl önce, belki onlarca yıl önce burayı terk etmek zorunda kalan pek çok insan hala Türkiye Özlemi diye yanıp tutuşuyor, bunu biliyoruz. O nedenle buradan insanlar belli nedenlerle ayrılsa bile yürekleri burada kalacaktır, ilgileri devam edecektir. Biz buradayız, bir yere gitmeyi değil burayı düzeltmeyi düşünüyoruz. İnşallah bizler burayı hep birlikte düzeltebilirsek o insanlar da bulundukları yerden bize yardımcı olabilirler veya orada elde ettikleri birikimleri buraya getirebilirler.

Ben Türkiye’nin dışarıya daha fazla açılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin vasıflı insanlarının çeşitli ülkelerde etkin alanlarda görev alması Türkiye’nin yararınadır. Şu anda dünyanın etkin finans çevrelerinde görev yapan yüzlerce Türk Genci var. bunlar gizli kahramanlardır, bunlar Türkiye’ye finans çevrelerinin ilgisini canlı tutuyorlar, sıcak tutuyorlar. Kendi finansörlerine, para sahibi insanlarına baskı yapıyorlar ve Türkiye’ye yatırımı sağlıyorlar. Bizim böyle arkadaşlarımız var, bizim böyle üyelerimiz var, onlar Washington’da, Londra’da, New York’da ama yürekleri Türkiye için çarpıyor ve Türkiye için yararlı olmaya çalışıyorlar. Bu yaşadığımız kriz Konjontürel bir krizdir. Ama önemli bir açılım da yaratmaktadır. Türkiye’nin belli tıkanmışlıkları vardı. Bunların hepsi üst üste geldi ama bu kriz sayesinde bunları yavaş yavaş, bazen de hızlıca aşacağız ve mutlaka güçlü Türkiye’ye ulaşacağız.

-: Sağlık konusunda ne oldu? Melih Bulut: Sağlık konusu belki en son çözebileceğimiz sorunlardan birisi. Sebepleri çok çeşitli. Sağlıkta uzun yıllardır çok büyük hatalar yapıyoruz. Bu hatalar çok üst üste geldi, çok birikti ve sağlık sistemi gerçekten çökmüş durumda. Tıp Fakülteleri çok sorunlu, araştırma, geliştirme faaliyetleri yeterli değil. Bir de tabii en temel iki problemi var, biri yönetim, diğeride finansman sorunu. İyi bir sağlık sistemi kurmak için yeterli gelirimiz yok. Kişi başına milli gelirimiz 3000 Dolar iken çok iyi bir sağlık sistemi kuramayız aslında ama bunun daha iyisini yapabiliriz. Türkiye, sağlıktada yönetim sorunlarını aşabilirse daha iyi günler yaşayabilir. Şöyle bir örnek vereyim; Tedavi edici hekimlik dediğimiz alanda aslında Türkiye çok büyük bir ilerleme kaydetti. Yani bugün Türkiye, kadın doğumda, çocuk cerrahi, genel cerrahi, beyin cerrahisinde olsun dünyanın ilk 10-15 ülkesi arasına girer. Bugün pek çok uzmanlık alanında çok saygın derneklerimiz derneklerimiz var. Ama biz halk sağlığı ve koruyucu hekimlik alanında bu başarıyı gösteremiyoruz. Burada üçüncü dünya ülkelerinin de gerisine düşmüş durumdayız. Bu birazcık bizim tercihlerimizden kaynaklandı. Biz, tedavi edici hekimliğe ağırlık verdik. Ülke olarak, politika olarak ama halk sağlığını, toplum sağlığını ihmal ettik. Şimdi bunun bedellerini ödüyoruz. Ümit ediyorum ki gelecekte yaptığımız bu hataları, yönetim hatalarını ortadan kaldırır, finansman sorununu da çözersek orada da iyi bir takım noktalara doğru gidebiliriz.

-: Türkiye’de son yıllarda hastane sayısında artış gözleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz. Melih Bulut: Hastaneciliği yatırımcılar karlı bir alan olarak gördüler. Bir kere karlı bir alan değil hastanecelik. Çünkü giderleri çok fazla ama bu hemşire ve doktorluk ücretlerinin düşük olmasıdır aslında. Devlet ücretleri çok düşük olduğu için personel giderleri nispeten düşük oluyor. Halbuki iyi sağlık personeli her zaman için yüksek ücretle çalışır. İkincisi sağlığa yatırım yaptığınız zaman toplumda otomatik olarak bir statü sahibi oluyorsunuz. Bu size bir güç kazandırıyor. O yüzden başka alanlarda işi olan insanlar da o statüyü kazanmak için hastaneciliğe girdiler. Ama bu kriz dönemi özel hastanecilik yönünden çok etkili oldu. Gerçekten alt yapısı olmayan teknolojisi yetersiz, hizmet veren ekip kalitesi yetersiz hastaneler çok zor duruma düştüler, birçok hastanenin zor durumda olduğunu duyuyoruz. Çünkü hastane işletmek, hastane yönetmek dışarıdan görüldüğü gibi birşey değildir, son derece zor bir iştir. İşletme biliminde bir, devleti yönetmek, iki hastaneyi yönetmek zor denir. Özel sigortacılık birden bire patlama yaptı ve bütün bu nedenlerle özel hastane sayısı arttı. Ama herhalde bir dengeye ulaşacaktır. Çünkü bu iş kendini çok çabuk belli eder. Hastalık konusunda toplumda muazzam bir iletişim ağı var. Bir yerde yaptığınız iyi şey ve kötü şey çok çabuk duyulur. Bunun için gazeteye, televizyona düşmek gerekmez. Siz iyi hizmet veriyorsanız bu iyi hizmet herkes tarafından duyulur. Bizim toplumumuz zaten böyle bir toplum. Herkes hemen başına birşey geldiğinde en iyi doktoru sorar. Bu doktorun tanıdıklarına ulaşmaya çalışır. O yüzden iyi ve kötüyü halkımız kısa sürede anlar ve ayırt eder. -: Peki sizce halk ne kadar bilinçli? Melih Bulut: Halk aslında çok bilinçli ama halk bunu ifade etmekte her zaman için zorlanır. Halkın söylediklerini bizim iyi algılamamız, taleplerine ona göre çözüm üretmemiz gerekir. Bir örnekle izah edeyim; 12 Eylül, Türk Sağlık Sistemine büyük darbeler vurmuştur. 12 Eylül öncesinde veya 12 Eylül sırasında halkın şöyle bir talebi vardı, “Doktor İsterük” diye karikatürüze edeyim ben bunu. Çünkü halk doktor isterük derken ‘Ben iyi bir sağlık hizmeti istiyorum’ demek istiyordu. Biz bunu zannettik ki, bütün köylere mecburi hizmet kanunu çıkarttık doktor gönderdik ama sağlık sorununu çözemedik. Aynı şekilde halk bulunduğu ile tıp fakültesi arzu etti. Tıp fakültesi arzu etmesinin nedeni aslında tam teşekküllü, 24 saat hizmet veren bir hastaneydi ama biz onu algılamadık, bir sürü Tıp fakültesi ortaya çıkardık ama şimdi bunların pek çoğunda eğitim yetersiz, alt yapı yetersiz ve problem giderek daha büyüyor. O nedenle halkın taleplerini de çok iyi okuyamadık, çok iyi algılayamadık. Daha doğrusu, sağlığımızı önemsemedik. Önemsemeyince de bugünkü problemlerle başbaşa kaldık ve zaten çok sorunluyuz şu halde.

-: Doktorluktan, siyasetten bahsettik bize hoş ve ilginç bir anınızı anlatır mısınız? Melih Bulut: Yıllar önce Hacettepe’de asistandım, bir hasta getirdiler. Çok fakir insanlardı. Sanırım baba yanında yoktu ama çok akıllı bir annesi vardı. Çocuk da aşağı yukarı 10 yaşlarında fevkalade zeki bir çocuktu. Çocuk büyük bir tabloda geldi, çok şiddetli bir karın ağrısı ve kusma oluyormuş. Ben muayene ettim ve bir mide delinmesi teşhisi koyduk hastaya. Öyküsünü aldığımızda çocuğun büyük bir sünnet stresine girmiş olduğunu fark ettim ve o nedenle ülser olmuş çocuk ve midesi delinmiş. Strese girmesinin sebebi de, annesinin sünnet meselesini çok fazla kafaya takmış olması. Ben kadına  ‘Hanımefendi şimdi çocuğunuzda mide delinmesi var, derhal ameliyata alınması lazım, hastaneye yatırmamız lazım.’ diyorum kadının bana cevabı ‘Doktor bey bizim yarın sünnet düğünümüz var, önce sünneti yapalım sonra gelip hastaneye yatıralım’. 5-10 sefer zorla bunu anlattıktan sonra çocuğu hastaneye yatırdık, ameliyata aldık. Ameliyattan sonra aileye bilgi veriyorum; ‘Hanımefendi işte midesinde çok küçük bir delik var, onu kapattık, durumu iyi’ falan diyorum. Kadının bana cevabı ‘Doktor bey sünneti ne zaman yapalım’. Bazen böyle saplantılı şeyler olabiliyor. Daha sonra o çocuğu takip etmeye devam ettim, sünnetini de yaptırdık ve çok başarılı bir öğrenci olarak öğrenim hayatına devam ediyordu. Daha sonra ben İstanbul’a geldim ve izini kaybettim. Bu ilginç bir anımdır.

Doç. Dr. Melih Bulut ile olan sohbetimizi güzel bir anıyla noktalıyoruz. Bir daha ki hafta yeni bir uzmanla görüşmek üzere, sağlıklı günler…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>