Prof. Dr. Moşe Benhabib kimdir?

Bu hafta Prof. Dr. Moşe Benhabib’le birlikteyiz. Ünlü bir kadın doğum uzmanının oğlu olan Moşe Bey, ilginç anılarıyla bugünlere nasıl geldiğini anlatıyor…

-: Bize biraz Moşe Benhabib’i anlatır mısınız? Moşe Benhabib: Ben 1950 yılında dünyaya geldim. Babam dönemin ünlü kadın doğum uzmanlarındandı. Enterasan olan, muayenehanesinin evin içinde olmasıydı. Böylece sürekli aynı ortamdaydık. Ben sürekli bekleyen kadınları, babamın hastaları eve almasını, onlarla sohbetini, sürekli telefonla onlara cevap vermesini yaşayarak büyüdüm. Bütün bunlardan dolayı da, doktor olmayı daha baştan kafama koymuştum. İlkokulu Taksim’de Aydın Okulu’nda, Orta ögrenimimi ise St. Joseph Fransız Okulu’nda bitirdim. Annem Fransız kökenli bir hanım olduğu için, evde sürekli Fransızca konuşuyordum. Hatta benim ana lisanım Fransızca’ydı. Türkçe’yi sonradan öğrendim. Babam mükemmel Türkçe konuştuğu için, onunla yaptığım pratik sayesinde Türkçe’yi çok güzel  öğrenmiştim, ama yine de annemle Fransızca konuşuyorduk. St. Joseph’in fen kolundan iyi dereceyle mezun oldum. Ben tahmin ediyorum ki, 5 – 6 ayrı okulun sınavına girdim. O zamanlar merkezi sınav sistemi yoktu, bütün üniversiteler ayrı ayrı sınav yapardı. İstediğim yerleri kazanmıştım. Sonrada bir tercih yapmam gerekti. Bunu babamla birlikte yaptık. Babam doktor olduğu için, beni biraz da o yöne yönlendirdi. Evde sürekli bunu gördüğüm için, dünyada sanki yapılacak başka bir branş yokmuş gibi geliyordu. Jinekolojiyi de sevdiğim bir branş olduğunu düşünüyordum. İlk 80 içerisinde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne girdim ve 1974 yılında bitirdim. Üniversiteden mezun olduğum dönemde Kıbrıs çıkartması olmuştu. Mezun olan bütün doktorları acilen askere aldılar. Ben de o dönemde askere gittim ve 1975 Ocak’ta askere alındım ve deniz kuvvetlerinde bir  T.C gemisinde Tabip Asteğmeni olarak askerliğimi yaptım.

-: Siz uzun yıllar SSK Bakırköy Doğumevi’nde çalıştınız. Bu nasıl bir dönemdi? Moşe Benhabib: İhtisasımı bitirdikten sonra bir müddet asistanlık yaptım. Muayenehaneye gitmek istemiyordum ve çok vaka görmek, birçok vakanın içinde olmak ve kendi imkanlarımla mücadele edebilmek için bir ihtisas hastanesine girmek istiyordum. O dönemde de Bakırköy Doğumevi’nde açık bir kadro vardı. SSK Bakırköy Yenimahalle Doğumevi, çok aktif bir hastaneydi. Günde 80 – 100 doğumun yapıldığı, hergün aşağı yukarı 10 – 15 jinekolojik ameliyatın uygulandığı bir hastaneydi. Büyük bir zevkle o hastaneye girdim. Orada uzun yıllar başasistanlık yaptım. Bu dönemimden sonra pratik sahada çok iyi piştiğimi hissediyorum. Çok vaka gördüm, çok vakaya girdim.

-: Gördüğünüz en ilginç vakalar neler? Moşe Benhabib: Mesela yapışık ikizler gördüm. Bu olay hayatımda bir tek orada gördüğüm şeylerden. Göğüsten yapışık, baştan yapışık. Belki hayatımda bir daha göremeyeceğim vakalardı bunlar. Ayrıca çok zorlanmış ve problem olmuş doğumlar da gördüm. Örneğin, evde ebe denemiş, hiçbir şey yapamamış, ambulansa koyup, bizim hastaneye getirmişler. Ne yaparsan yap, hallet bu işi diyorlardı. Ya da başka bir hastanede işin içinden çıkamamış, bize göndermiş. Anadolu’dan bize sevk edilmiş. Bize her gece Trakya’nın her tarafından acil vakalar akardı. Çünkü biz Trakya Bölgesi’nde en yakın ihtisas hastanesiydik. Her gece ambulansla vaka gelirdi. Bu çok az kimseye nasip olan bir şeydir. Bu kadar çok komplike vakayı birarada ve aynı anda görmek mümkün değil.

-: Bu size büyük bir deneyim kazandırmıştır! Moşe Benhabib: Orada şu anda jinekoloji alanında görüp, görebileceğiniz her şeyle karşılaştık. Bu da bana muazzam bir şeyler kattı. En azından her vaka karşısında korkmamayı, her çeşit vaka karşısında neler yapmam gerektiğini öğrendim. Her yeni çıkan aleti de deneme fırsatım oldu. Çünkü ihtisas hastanesi olduğu için, her türlü yeni çıkan aletler alınıyordu oraya. Sonradan hastanemizde branşlaşmaya karar verdik. Beni de o günkü başhekimim,  “Sen infertilite yapacaksın!” dedi ve beni kısır hastalara yönlendirdi. Aslında ben onkoloji yapıp, kanserli hastalarla uğraşmak istiyordum. Bir müddet Fransa’da bir Tıp Fakültesine gittim. Orada gördüğüm her türlü döküman, hastaya yaklaşım, enstrümantasyon, alet şu bu, hepsini; orada ne gördüysem not ettim ve Türkiye’ye, Bakırköy Doğumevi’ne getirdim. Bir müddet sonra da bölüm başkanı oldum. Zaten bu ara da doçent olmuştum. Bu arada SSK Bakırköy Doğumevi’nde bölüm şefliği imtihanı da açılmıştı. Bu, üniversitelerdeki profesörlere eşdeğer bir imtihandır. Sınavı kazanarak Bakırköy Doğumevi’nde şef oldum. Şef olunca da tabii yine o bölümün başı olarak devam ettim. Bundan 2,5 yıl önce İnternational Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanlığı’nı teklif ettiklerinde ben de orayı deneyip görmek istedim.

-: Mesleğiniz hobilere izin veriyor mu? Moşe Benhabib: En büyük merakım kitap okumaktır. Hiçbir zaman ‘oldum’ demedim. Ve inanıyorum ki, birgün ‘oldum’ diyorsam, o gün bittim demektir. Onun için her zaman olmadım, halen öğrenecek, her gün okunacak bir şeyler var diye düşünüyorum. Özellikle infertiliteyle ilgili her türlü mecmuayı, aylık çıkanları, üç – dört ayda bir çıkan mecmuaları alıyorum. Bir de genel bilgimi artırmak için yeni çıkan kitapları yakından takip eder, mutlaka okurum. Benim en büyük hobim, öğrenmek.

-: Bir ailede iki kadın doğum uzmanının olması, karşılıklı bilgi alışveriş yönünden nasıl oluyor? Moşe Benhabib: Çok güzel bir soru. Kadın doğuma başladığım ilk dönemlerde babama çok şey sorardım. Çünkü o zamanlar babam doktorluk yapardı. Çok şeyi ona sorar, danışırdım. Kısacası ondan çok şey öğrendim. Bir süre sonra, ben de belli bir pratiği elde ettikten sonra, onunla daha kolay tartışmaya başladım. Çünkü kendi görüşlerimi de vermeye başladım. Evet babamın bana çok katkısı olmuştur. Zaten okumayı da onda gördüm. Babam da sürekli evde kitap okurdu. Hala da okur. -: Eşiniz de doktor mu? Moşe Benhabib: Hayır, eşim sanatla uğraşıyor, resim yapıyor. Onun da en büyük mücadelesi yurtdışında veya yurtdışında sergiler açmak. Bu anlamda yoğun çalışıyor.

-: Eşinizle nasıl tanıştınız ve ne zaman evlendiniz? Moşe Benhabib: Biz 1991 yılında evlendik. Sanıyorum birilerinin aracılığıyla tanıştık. Benim çok yakın bir arkadaşımın eşi onu tanıyordu. O, “Tanışmak ister misiniz?” diye sordu. Ben de kabul ettim.

-: Çocuğunuz var mı? Moşe Benhabib: Çocuğumuz yok. Eşim önceleri bu yoğun sanat hayatında çocuğun onu engelleyeceğini düşünüyordu. Bir müddet o çocuk istemedi. Sonra da ben çocuk istememeye başladım. Belli bir yaşa geldikten sonra, artık çocuğu hiç düşünmüyorsunuz sanırım. Çocuk konusu da öylece kaldı. Ondan sonra da pek üstüne düşmedik.

-: Böyle yoğun bir hayatta özel uğraşlarınız neler? Moşe Benhabib: Bir kere mesleğim birçok hobime mani oluyor. Ben çok hobileri olan bir insandım. Bir kere çok iyi kar kayağı kayardım, çok iyi tenis oynardım, çok iyi yüzerdim, ata binerdim, konklüplük yapardım, yarışmalara girecek kadar iyi ata binerdim. O dönemlerde çok az insan bunları yapardı. Annem tabii Avrupalı bir kadın olduğu için, beni çok yönlendirdi. Birçok spor dalında derecem vardır. Sonrada bu yoğun kadın doğum uzmanlığı, gece nöbetleri, bütün bunlar işin içine girince, inanın hiçbir şeye vakti olmuyor. Bütün bu  hobilerimden uzaklaşmak zorunda kaldım. Şu anda hayatımı dolduran tek şey işim. Sonuç olarak bütün bu hobilerimi bir eknara atmak zorunda kaldım. Tabii bunda kabahat yine benim diye düşünüyorum.

-: Kendinize vakit ayıramıyorsunuzdur herhalde? Moşe Benhabib: Kendime vakit ayıramıyorum, evet. Çok üzgünüm. Bir de çok büyük bir eksikliğim, sanatla hiç ilgim yok. Çok büyük bir eksiklik. Bu özelliğimden hoşlanmıyorum. Sanatla uzaktan, yakından maalesef bir ilgim yok. Çünkü her boş vaktimde kendi branşımla ilgili kitaplar okumak zorunda kaldım. Bir sinemaya, tiyatroya, yaz aylarındaki festivallere gidemiyorum. Belki kabahat yine benim. Çünkü insan çok istese bunlara da vakit ayırabilir diye düşünüyorum.

-: Sanatla uğraşan kişiler genellikle duygulara ağırlık verir. Doktorlar ise daha somut şeylere. Yani eşinizle farklı derinlikleri olan mesleklerdensiniz. Nasıl anlaşıyorsunuz? Moşe Benhabib: Dediğiniz gibi, eşim çok duyarlı ve derin bir insan. Nasıl anlaşıyoruz? Ortak noktalarımızda buluşuyoruz, diye düşünüyorum. Genelde ikimizin de ayrı hayatları var. O genelde kendi işiyle yoğun, ben kendi işimle. Biraraya geldiğimiz zaman ortak konularımızı konuşuyoruz. Ancak arkadaşlarımız çok. Onlarla çok sık birlikte oluruz.

-: Çok kişi tarafından doktorların, özellikle kadın doğum uzmanlarının çapkın olduğu söylenir. Bu konuda sizin görüşünüz ne? Moşe Benhabib: Bence çapkın olmak için kadın doğumcu olmanıza gerek yok. Kendi branşım için konuşayım; şahsen ben asla karşımdaki hastayı bir bayan olarak görmem. O benim gözümde sadece bir hastadır. Üstelik savunmasız bir kadındır. Tekrar söylüyorum, çapkın olmak için kadın doğum uzmanı olmanıza gerek yok. Ürolog da olabilirsiniz. Yani, erkeklerle uğraşan bir uzman da olabilirsiniz, yine de çapkın olursunuz. Bütün bunlar çapkın olmak için bir kıstas değil.

-: Bize ilginç bir anınızı anlatır mısınız? Moşe Benhabib: Orijinal bir anı? Bir tek şey anlatabilirim, bu askerlik anım. Askerliğimi yapıyordum, asteğmendim. Bizi üst komutanlar teftişe gelirlerdi. Biz tabura dizilmişiz, subay olduğumuz için ön sıralardaydık. Komutan karşımıza geliyor, biz de kendimizi tanıtıyoruz. Sıra bana geldiği zaman, ‘Benhabib’ dedim, kendimi tanıttım. O da güldü ve ‘ben Cemal’ dedi. Herkes katıla katıla yerlere yatmıştı. Halbuki ben soyadımı söylemişti. Ne yaptım ben, ne oldu diye şaşırdım. Bu unutamadığım bir askerlik anımdır. Mutlaka çok anım var ama şu an aklıma gelmiyor. Bir de laparoskopik cerrahiyi çok yeni yapmaya başladığımızda her ameliyattan sonra, olayı bitirdiğimizde, sevinç gösterileri yapardık. O yıllarda Bursaspor’un bir timsah yürüyüşü vardı. Laparaskopinin ilk yapıldığı zamanlar her ameliyatı bitirdiğimizde, ameliyata katılan 4 – 5 arkadaşla birlikte arka arkaya dizilip, ameliyathanede timsah yürüyüşü yapardık. Herkes bizim ameliyatı bitirdiğimizi anlardı. Bu hepimize bir anı olarak kalmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>