Sabri Tata kimdir?

Bulgaristan’da yaşayan Türkler, yıllardır kimliklerini korumak ve yaşamak için mücadele ediyorlar. Zaman zaman acı sonuçlar yaşansa da bu konuda başarılı olduklarını gözlüyoruz. Bir çoğu dönemin Komünist Parti ideolojisine göre hareket etmiş olan kalemlerin bile bir süre sonra kendi gerçeklerine döndüğünü sevinerek takip ediyoruz. Bugün bir kısmı Türkiye’de yaşayan fakat yazı hayatlarını eskisi kadar yoğun sürdürmeyenlerden bile öğreneceğimiz çok şey var.
Sabri Tata da, Bulgaristan’da yetişmiş ve o ülke edebiyatına önemli eserler kazandırmış bir isim. 1989 yılında ülkemize gelen eski-yeni dosyalarını yeniden gözden geçirip yayınlatmaya başlayan Tata’nın “Pehlivanoğulları” roman serisinin ilk kitabı “İlk Gözağrısı” (Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı) okuyucularıyla buluştu.

Ustalarla çalıştı
Mütercimlik ve editörlükten geçerek yazarlığa başladığını bildiğimiz Tata, 1952 yılından bu yana, yani yarım asırdır bir kültürün ihyası için kalem oynatıyor.
“Edebiyata merakım küçüklüğümden beri var. Şiir denemeleri yaptım. Ama Fahri Erdinç, Süleyman Hafızoğlu, Ziya Yamaç, Tuğrul Deliorman gibi insanlar arasında yetiştim” diyen Deliorman’ın kabına sığmaz Sabri’si şöyle özetliyor o günleri:
“İşe tercümeyle başladım. 1961’de ilk hikayem çıktı. O dönemde üniversitede ders veren Rıza Molla, münekkit olarak tanınıyordu. Hikayem ‘Matem’i ona götürdüm. 30 sayfa idi. Eşi Mefkure hanımla oturup okuduk, çok beğendiler. Ben bu hikaye ile tanındım ama bir romanımın olduğunu da söyledim. İsmi ‘Fatma’ idi, sonra ‘Gündoğarken’ oldu. Bulgaristan’da Türkçe olarak yayımlanan ilk Türk romanı olarak 1963’te çıktı. 64’te ‘Köyün Haymanası’ çıktı. Bulgar-Türk dostluğunu vermeye çalıştığım kitabın ikinci bölümü de ‘Değirmentaşı’ yayımlandı.”

Türkiye’ye kaçan kitap
Sürekli olarak kültür ve edebiyat işleriyle uğraşır Sabri Tata. 1962’de kültür şubesine girer. Köyünde yaşanan bir aşk hikayesinden yola çıkarak “İki Arada” romanını yazar. Kitap, “Gündoğarken”den fazla okunur. En çok etkilendiği Türk yazar Ömer Seyfettin olsa da bu kitabında Orhan Kemal’in etkisinde kaldığını anlar.
“İlk Gözağrısı”nı 1970’de yazmaya başlar. Bulgaristan’da yaşayan Türkler’in yüz yıllık hayatıdır roman. İlk kitap (İlk Gözağrısı) 1900-1923, ikinci kitap (Kurt Bayırının Sırrı) 1923-1945, üçüncü kitap (Onurun İntikamı) 1945-1980 yıllarını anlatır. Dört yılda bitirdiği kitaplarını güçlükle Türkiye’ye kaçırır.
Kitaplarını yazarken, Bulgaristan’daki Türkler’in Osmanlı Devleti için yaptıklarını şahitlerin ağzından anlatır. Bunun için alan çalışmaları da yapar.

Eski günlerin izi
Bulgaristan’da ilk tanıdığı Türk yazarların Aziz Nesin, Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi isimler olduğunu söylüyor. Yazı yazarken de Bulgaristan’da yaşadığını düşünerek kalem oynatması gerektiğini biliyor. Kendi istediği gibi yazarsa sansürden geçmeyeceğini biliyor. Çünkü Türk olan ajanlar dolaşıyor ortalıkta. Yazılanların Komünist Parti’ye hizmet etmesi gerekiyor. “Çalıkuşu”nu bile Bulgarca okuyor.
Bir süre sonra Bulgarca yazmaları isteniyor. Çünkü Todor Jivkov’un emri geliyor. Türkçe kitaplara savaş açılıyor. Okullar kapanıyor, direnenler işten çıkarılıyor. Bulgar ve Türk edebiyatı şubeleri ayrılıyor. Bulgarca yazan Türk yazarlar çıkıyor aralarından. Bir adım daha ileri giderek yazarların Türkiye’ye gitmeleri engelleniyor.
Yazar ve şairlerin birçoğu şimdi Türkiye’de yaşıyor Sabri Tata da… Geriye dönüp baktığında çok acı çektiğini hüzünlenerek hatırlıyor ama yarınla ilgili olarak tek bir şey söylüyor:
“Türkiye’de olmaktan mutluyum ve Bulgaristan’ı hiç düşünmüyorum. Geldiğimden bu yana gitmedim bile…”
(0 212 506 71 86)

Işık tutan eserler
Sabri Tata, 20 Ekim 1925 Bulgaristan’ın Razgart (Tsar Kaloyan/Torlak) kasabasında doğdu. Eğitimini Bulgar lisesinde tamamladı. 1952’de Sofya’da Türkçe kitaplar da yayımlayan bir yayınevinde editörlüğe başladı. Sofya Üniversitesi’nde yüksek öğrenimini tamamladı. Partizdat, Halk Eğitim Yayınevi, Yeni Işık Gazetesi Kültür Sanat Şubesi gibi kurumlarda çalıştı. Bu sırada Bulgaristan’da yaşayan Türkler’in kültür hayatına ışık tutan makale, röportaj ve öyküler yazdı. Çağdışı olarak değerlendirdiği ad değiştirme kampanyası sırasında ‘anjina pektoris’e yakalandı ve pek çok soydaş gibi Anavatan’a sığındı. Türkiye’de de Balkan Türkleri’nin Sesi Dergisi ve Tercüman gazetesinde çalıştı.
Eserlerinden bazıları şöyle:
Gün Doğarken (roman), Köyün Haymanası (uzun öykü), İki Arada (roman), Süreyya (oyun), Türk Komünistlerinin Bulgaristan Macerası (anı), Hudut Boyunda Bahar (uzun öykü, Gorçivkin’den çeviri), Parti Sırrı (çocuk romanı, Marçevski’den çeviri), Bulgar Halk Masalları, Örs veya Çekiç (öykü, Karaliycev’den çeviri), Bulgar İsyanlarından Sayfalar (anı, Stoyanov’dan çeviri)…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>