AB’ye girersek neler değişir?

CUMARTESİ, Pazar, Pazartesi, Salı… Avrupa Birliği’ne adaylığımız dördüncü gününde. Belki on, belki onbeş yıl sonra aslî üyeliğe geçeceğiz.
Görenlere selâm olsun.
Artık “Acaba?”larla yaşamayı bir yana koyalım.
Kimse bayrağımızı kapıp kaçmıyor.
Kimse dilimizi yasaklamıyor.
“Haydi güle güle, bu topraklar size yakışmaz” diyen de yok.
Altmış bin cami, yetmiş bin minare yerinde duruyor.
* * *
Avrupa Birliği’nin temeli de hedefi de barıştır. Para birliğiyle politika beraberliğidir. Az ötesinde ise müşterek savunma geliyor.
Şimdi siz şunu sormalısınız:
“İyi de, kazancımız ne ola?”
Biz de cevaplamalıyız akıllı-uslu makâmında ve eklemeliyiz…
* * *
1-Türkiye, inanılmaz boyutlardaki savunma harcamalarını asgari boyutlara indirebilir, bütçesinin büyük bölümünü kalkınmaya ve işsizliğe ayırabilir.
2-Her ürettiğini satabilir ya da satabileceği kalemleri üretebilir.
3-Vakti geldiğinde bütün Batı’yı vizesiz pasaportsuz dolaşabilir.
4-Sanatını, kültürünü, yazarını, çizerini, estetiğini pazarlayabilir.
5-Sağlıkta, eğitimde önemli seviyelere erişebilir.
6-Türk Dünyası’nın verimini, üretimini, potansiyelini Avrupa’ya aktarabilir.
7-Ki, en önemlisi şudur: Rusya’nın 500 yıllık Akdeniz’e inme, Anadolu’yu zapt siyâsetinin sonu gelebilir. Türk Yunan gerginliği nihayete erebilir.
* * *
Kıyıda köşede söyleniyor ki: Avrupa Birliği’ne girdik mi tamam, keten helvalar yanar; benliğimizden oluruz, kendimizden geçeriz.
Niye?
Biz bu kadar mı yalınkat yaşamaktayız? Törelerimiz, alışkanlıklarımız, mutfağımız, ağız tadımız, düğünümüz derneğimiz ossaat niye değişsin?
Sakın ola merak edilmeye.
Gene “En büyük asker bizim asker”dir. Kahvehanelerde yine üç iskemleye birden oturulacak, yeni gelen hemşehriye çay-kahve ısmarlanacak, sigara tutulacaktır.
* * *
Okullarda gene aynı tarih okutulacaktır. Dahası var:
Kimse bu güzelim coğrafyayı, baba toprağını terketmeyecektir.
* * *
İlâve edelim:
Ramazan ve Kurban bayramları daha imkânlı ve iddialı kutlanacak, Mevlidler gür okunacak, hâl ve hatırlar bu sefer ciddî ciddî sorulacaktır.
Milletlerin karakteri değişmez.
Karnımız toklaşıp sırtımız pekleştikçe “Daha kendimiz” olacağız.
Evet, evet, matbaa gene bulundu.
“İstemeyiz” demenin zamanı mıdır?
* * *
Beraberliklerde daima bereket vardır. Herkes her kıt’ada birliğe koşuyorken Türkiye’nin yalnızlığı seçmesi yanlış olurdu.
AB’ye adaylık Cuma’ya rastladı, hem de Ramazan’a. Haydi hayırlısı.
Belki on, belki onbeş yıl sonra aslî üyeyiz. Görenlere selâm olsun.

Hayatımız değişecek

Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak kabul edilmesi Türk insanının hayat tarzını da A’dan Z’ye değiştirecek. Adaylık sürecinde sosyal imkânlar AB standartlarına ulaştırılacak, daha iyi ücretle daha iyi imkânlarda hayat sağlanacak ve tüketici haklarına daha fazla önem verilecek

Türkiye’nin coğrafi konumu, nüfusu ve pazar olarak büyüklüğü ile ekonomik potansiyelleri Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinde Avrupa’ya çok önemli kazançlar sağlayacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları aynı zamanda AB vatandaşı da olunca, her açıdan hayatında iyileşmelerle karşılaşacak. Ücretli kesim AB standartlarında sosyal ve sendikal haklara kavuşacak. Girişimci AB’nin imkânlarından faydalanacak ve daha global iş yapar hale gelecek. Gümrük Birliği’nin ardandan gümrük duvarlarının yıkılması ile büyük bir rekabet ortamına giren Türk özel sektörü de adaylık sürecinde üretim kalitesini artırıcak. Başta insan hakları olmak üzere, insanca yaşam şartları oluşturulacak. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin ise en kısa süre çıkarılacak. Adaylık sürecinde en fazla hakları ise tüketiciler elde edecek. Tüketicinin bilinçlendirilmesi ve tüketicinin önündeki engelerin kaldırılması için yoğun bir çalışma içine girilecek.

GENEL GÖRÜNTÜ
AB’nin Türkiye’nin tam üyeliğine yeşil ışık yakmasının önemli gerekçeleri arasında; Türkiye dışında Doğu ile ekonomik ilişkilerini geliştirmek istemesi ve bu coğrafyadaki ekonomik potansiyellerden faydalanmak için Türkiye’nin rolünün farkına varması da bulunuyor. Türkiye ise tarih boyunca söylenen Doğu-Batı arasındaki coğrafi köprülük konumunu 21. yüzyılda tam manasıyla ekonomik, siyasal ve kültürel kazançlara çevirebilecek.
15 üyesi bulunan AB’nin nüfusu 300 milyon civarında. Türkiye 62 milyon nüfusu ile AB’nin büyük ortaklarından birisi olacak. Ancak kişi başına düşen milli gelir bakımından Türkiye’nin durumu pek iyi değil. Bu yüzden de Avrupa’nın Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkılar çok büyük önem taşıyor. İlk etapta 3 milyar dolarlık yardım-kredi bekleniyor. Ekonomik işbirliğinin gelişmesi ile Türkiye’de milli gelir de hızla yükselmeye başlayacak. AB ile tam üyelik sürecinde Türk Turizminin hızla gelişmesi ve tam üyelikten sonra şu andaki toplam ihracatımız kadar ciro yapması bekleniyor.

TÜKETİCİ KAZANACAK
Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi’nin Türkiye’nin AB adaylığını resmen açıklamasından sonra başta siyasi ve ekonomik olmak üzere birçok konuda yeni adımlar atılacak. Bu adımlardan en çok yararlanacak kesim ise tüketiciler olacak. AB’ye üyeliğin ilk adımı olan adaylık sürecinde tüketicinin korunması ve bilgilendirmesine yönelik bazı düzenlemeler gündeme gelecek. Özellikle üretici firmalar halk sağlığı, tüketici hakları ve kaliteye daha fazla önem vermek zorunda kalacak. Ayrıca yapılacak düzenlemelerle tüketicinin korunması, bilgilendirilmesi ve hakkını sonuna kadar araması da kolaylaşacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>