Gümrü antlaşması sonuçları

2-3 Aralık günleri, 1920’de Ermeniler ile imzalanan ve Milli Mücadelede ilk askerî ve diplomatik zaferimizi oluşturan “Gümrü Andlaşması”nın  yıldönümüdür. Ermeniler’in, İtilaf Devletleri’nin Sevr Andlaşması ile kendilerine ikram ettiği Kuzeydoğu Anadolu’yu işgal girişiminde bulunduğunu ve Yunanistan’ın Mayıs 1919’da İzmir’den başlayarak Batı Anadolu’yu işgal eylemine paralel olarak -ve Yunanlılar’a destek sağlamak üzere; Haziran 1920’den itibaren, Doğu Anadolu ve Kafkasya’daki Türk unsuruna karşı zulüm, işkence ve soygunları artırdığını biliyoruz. Bunun üzerine Doğu Cephesi Kumandanlığına atanan 15. Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa kumandasındaki Türk Ordusu 28 Eylül’de karşı harekete geçmiş, 29 Eylül 1920’de Sarıkamış’ı, 30 Ekim’de Kars’ı ve 7 Kasım’da Gümrü dahil olmak üzere Arpaçay’ın Doğusundaki bölgeleri Ermeniler’in elinden almıştır. 30 Ekim 1920 sabahı, saat 6:00’da Ermeniler’in elinde bulunan Kars’a karşı Karabekir komutasındaki Türk saldırısı başlamış ve Kars üç saat zarfında kurtarılarak, Ermeniler’den üçü general olmak üzere 122 subay ve astsubay ile 1150 er esir alınmıştır. Karabekir Paşa, Kars’ın kurtarılmasından sonra askerî harekâtı sürdürmüş ve 7 Kasım’da Gümrü’yü teslim alarak, Ermeni Hükümeti ile yapılan barış görüşmeleri, 2-3 Aralık 1920’deki Gümrü Andlaşması’nın imzalanması ile sonuçlanmıştır. Her yıl, 2-3 Aralık’ta yıldönümünü kutladığımız ve Ankara’daki Yeni Türk Devleti’nin akdettiği ilk andlaşma ve “Diplomatik Zafer” olan Gümrü Andlaşması ile sonuçlanan barış görüşmelerini, TBMM Hükümeti adına Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir, Erzurum Valisi Hamit ve Erzurum Milletvekili Necati Beyler, 26 Kasım’da Gümrü’de başlatmış ve bu görüşmeler ile, Ermeni vahşeti, 2-3 Aralık 1920’de Gümrü Andlaşması’nın imzalanması ile son bulmuştur. 18 maddelik Andlaşma’nın 10. maddesi ile, Sevr Andlaşmasının tümüyle “geçersiz” olduğu Ermeniler’ce kabul edilmiş, Ermenistan: Nahçıvan, Karabağ ve Zankezor yörelerinde halkoyuna başvurmayı kabul etmiştir. Kısaca: Gümrü Andlaşması gereğince 10 Ağustos 1920’de İstanbul Hükümeti tarafından imzalanan Sevr Andlaşması’nın 89. maddesinin Ermenistan hudutları içinde gösterdiği birçok Doğu Vilayeti ve 1878’de Rusya’ya terkedilmiş olan Kars Bölgesi Türkiye’ye veriliyor, Sovyetler evvela bağımsızlık tanıdıkları Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’da, 1920 ve 1921’de Bolşevik Hükümet kurarak, bu üç Devleti Mart 1922’de Transkafkasya Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti haline dönüştürmesinden sonra SSCB’ye katmış, 1936 Sovyet Anayasası ile Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan Sovyet Federasyonu içinde, ayrı birer devlet olmuştur. Nihayet Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de yıkılmasından sonra bu üç Devlet’in bağımsızlığa kavuştuğunu biliyoruz. Ne var ki, bağımsızlığına kavuşan 3.5 milyon nüfuslu ve Türkiye’nin takriben 1/29’u büyüklüğündeki Ermenistan Cumhuriyeti, Ankara’daki Millî Hükümet ile Ermenistan’ın imzaladığı 3 Aralık 1920 ve 13 Ekim 1921 tarihli Gümrü ve Kars andlaşmalarını, yani: Milli Mücadele ile sağladığımız ve bütün dünyanın tanıdığı Misak-ı milli sınırlarımızı tanımamakta ve tarihin çöplüğüne atılan Sevr andlaşmasından hâlâ medet ummaktadır. Diğer taraftan, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesini işgal altında tutan Ermenistan’ın, ABD ve Avrupa’daki Ermeniler ile ve Yunanistan ile işbirliği yaparak, hiçbir ilmi ve hukuki değeri olmayan sözde soykırım tasarılarının çıkarılmasını desteklediğini ve Ermenistan’ın başındaki fanatik Robert Koçaryan’ın bölgedeki barış ortamını tehlikeye soktuğunu biliyor ve bu durumun en çok işinin ve gücünün başında bulunan ve huzur içinde yaşayan Türkiye’deki Ermeni vatandaşlarını huzursuz ettiğini görüyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>