Hukuk Devleti Nedir

“Kopenhag Kriterleri” olarak adlandırılan ve AB’ye tam üye olarak kabulün siyasal koşullarını oluşturan ‘belge’nin Temsilî Demokrasi Hukuk’un üstünlüğü, ekonomik ilerlemenin nihai amacı olan sosyal adalet ve insan haklarına saygı ilkelerini “Avrupa Kimliğinin Temel Unsurları” olarak kabul etmesi, Avrupa Birliği’ne tam üye olma süreci içinde bulunan memleketimizde “İnsan Hakları ve Hukuk Devleti” konularını ön plana çıkarmıştır. Nitekim yeni başlayan 2000-2001 Akademik Yılında üniversiteye ve özellikle Hukuk Fakültesine kaydolan yeni öğrencilerin bana yönelttikleri başlıca soru “Hukuk Devleti nedir?” sorusu olmuştur. “Hukuk Devleti” deyimi ilk olarak 19. yüzyılda iki Alman hukukçusu tarafından kullanılmış (Rechsstaat), daha sonraları bu kavram “Hukuk’un Üstünlüğü-Supremacy of Law-Rule of Law-Primaute du Droit” terimleri ile ifade edilmiştir. Bununla kasdedilen şudur: Devletin hukuka tabi olması, hukuk üzerine kurulu olup hukuk tarafından yönetilmesi, bütün eylem ve işlemlerinin bağımsız ve güvencelere sahip yargı denetimine tâbi olmasıdır. Bu unsurları ile Hukuk Devleti’nin, keyfiliğin yani “Polis Devleti”nin karşıtı olduğu anlaşılır. Memleketimizde “Tanzimat Keyfi” yönetimden “Kanun Devleti”ne bir sıçrama olmuş,1876 Kanun-ı Esasisi “Anayasal Devlet” yani gerçekten sınırlanmış bir Meşruti Monarşi değil, ancak bir “Anayasalı Devlet” getirmiş, 1909’da “Anayasal Devlet”e geçilmiştir. 1921 ve 1924 Anayasalarında Ulusal Devlet’in kurulması ve reformlar döneminin hayatî sorunu Hukuk Devleti değil, Bağımsızlık, ulusallaşma ve çağdaşlaşma olmuştur. Türkiye ancak 1961 ve onu takiben 1982 Anayasası ile “Hukuk Devleti” açısından büyük ilerleme kaydetmiştir. Nitekim bugünkü 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir “Hukuk Devleti” olduğunu beyan ederek, bu ilkeyi kamu hukukumuzun temel kavramı haline getirmiştir. Hukuk Devleti’nin unsurları konusunda tam bir görüş birliği olmamakla birlikte, en azından herkesin üzerinde anlaştığı belli başlı unsurları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür: 1-Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması; Anayasa’nın 12. maddesi klasik temel hak ve özgürlükleri “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir” diyerek açıklamakta, İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi İnsan Haklarını uluslararası seviyede düzenleyip korumaktadır. 2-Kanun Devleti (Kanuni İdare-Anayasa m.8). Hukuk Devleti’nin ikinci unsuru “Kanunilik”tir. Bu unsur idarenin kanuna bağlılığını ve idare edilenlerle ilişkilerinde kanunun temel alınmasını ifade eder. 3-İdarenin Yargısal Denetimi; Hukuk Devleti anlayışında idarenin hukuk’a bağlı olması gerektiğinden idare’nin bütün işlemleri ve eylemleri yargı denetimine tâbidir. Bu denetimi, bağımsız idarî yargı mercileri yapacaktır. Mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvencesi 1982 Anayasasında düzenlenmiş olmakla birlikte, düzeltilmeye muhtaçtır. 4-Kuvvetler Ayrılığı; Hukuk Devleti ilkesinin bir diğer unsuru Aristo’dan beri gelen ve daha sonraları, geliştirilen yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki ayırımdır. 1982 Anayasası, 7, 8, 9. maddelerinde “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesini kabul edip düzenlemiştir. 5- Kanunların Anayasa’ya uygunluğunun yargısal denetimi: Kanunların Anayasa’ya uygun olması ve bu uygunluğun yargı yolu ile denetimi de Hukuk Devleti’nin şartıdır. Memleketimizde kanunların Anayasa’ya uygunluğunun denetimini 1961 Anayasası ile kurulan ve 1982 Anayasası’nda varlığını sürdüren Anayasa Mahkemesi yapmaktadır. 6-Kanunsuz suç ve ceza olmaması: Anayasa’nın 38. ve Türk Ceza Kanunu’nun 1. maddelerinde yer alan bu ilke; suç’un, yani ne gibi eylemlerin yasaklandığının belirtilmesini ve buna göre suç’un karşılığı verilecek ceza’nın kanun tarafından tesbit edilmesini öngörür. 7-Devlet’in mali sorumluluğu: Bugüne kadar Yasama ve Yargı organlarının etkinliklerinden dolayı herhangi bir sorumluluk düzenlenmediği için, Devlet’in etkinliklerinden dolayı “Malî Sorumluluk” sonuçta idarenin malî sorumluluğundan ibaret kalmıştır. Zira Anayasa’nın 125. maddesinde idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür, hükmü yer almıştır. İşte Hukuk Devleti’nin unsurları bunlardır. Ancak Demokrasi olmadan Hukuk devleti olamayacağı gibi, Hukuk Devleti olmadan da Demokratik rejim olamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>