İnsanlar sahte, sözler sahte, sevgiler sahte!

İçinde yaşamakta olduğumuz maddi sıkıntılardan şu veya bu şekilde çıkarız. Temennimiz, dibe vuran ve sıfırı tükettiğimiz bu halden, gerekli dersi çıkarmamız ve köklü tedbirleri almamızdır. Bir musibet bin nasihatten yeğdir deriz ama, başımıza gelen binlerce musibetten ders ve ibret almadığımız ortada.
Duvara bu denli toslayışımız, eğer, aklımızı başımıza devşirmemize sebep olacaksa; bu felaketten hayır bile umabiliriz!
Yeter ki, krizi fırsata dönüştürmesini bilelim!
Asıl üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken konu ise, insan faktörümüzdür. Ruhen ve bedenen lime lime olmuş insan yapımızla tam bir ucubeyi andırıyoruz.
Dünyanın en gelişmiş, medeni sistemini karakter zafiyeti içinde bulunan insanlara teslim etseniz, kısa bir zaman sonra o sistemin işlemediğini ve yozlaştığını görürsünüz. Bunun tersi olan; sağlam karakterli, iyi eğitilmiş insanların elinde kötü sistemler bile, bir dereceye kadar iyi işleyebilirler.
Demek oluyor ki, işin başı insan; insanın eğitimi ve insan karakteridir.
İçinde yaşadığımız cemiyette hangi taşı kaldırırsanız, irkiliyorsunuz! Kime ve hangi olaya rastlarsanız, tiksiniyorsunuz!
İnsanlar sahte, dekor sahte, olay ve hadiseler sahte, sözler sahte, sevgiler sahte!..
İnsanı insan yapan değerler gitmiş, onu canavarlaştıracak ne varsa sökün etmiş! Ne büyük kalmış, ne küçük! Ne amir kalmış, ne memur! Ne seven kalmış, ne sevilen! Ne hak kalmış, ne hukuk!
Yeni, öylesine ucube bir tıynet türemiş ki, gözü, kendi kör nefsinden ve bu nefsin heva ve hevesinden başka hiçbir şey görmüyor. Arzularına kavuşmak için de, her şeyi ve her yolu mubah görüyor!
Bu cemiyette; yalanın dolanın, hile ve üçkağıtçılığın, yolsuzluk ve rüşvetin, hırsızlığın, vurgunculuğun, arsızlığın, adam kayırma ve talanın, insan eliyle yapılabilecek her türlü suçun ve beşer zafiyetinin her çeşidinin bini, biparadır!
İşin bundan da vahimi, bundan dolayı; yetkili ve yetkisiz hiç kimsenin bir rahatsızlık duymamasıdır.
Bir cemiyette, birkaç kuruluş çürüyebilir, belirli oranda insan, çeşitli suçları işleyebilir; ama, bir cemiyette bütün kurum ve kuruluşlar çürüyüp, kahir ekseriyetiyle insanlar suçlu olup, ahlaki yönden tereddi etmişse; bu cemiyeti bir kalıba oturtmanın imkan ve ihtimali var mıdır?
Böyle bir cemiyette hangi dirlik ve düzenden, hangi barış ve huzurdan, hangi kardeşlik ve hoşgörüden ve hangi güzellikten bahsedilebilir? Böyle bir cemiyetin, Sodom ve Gomore misali, ilahi adaletin tecellisini beklemekten başka neyi kalmıştır?
Aldatma, hile, bencillik ve kurnazlık üzerine kurulu aile düzeni (!), rüşvet, adam kayırma, yolsuzluk ve talan üzerine kurulu özel ve resmi müessese düzeni (!) ile nereye gidebileceğimizi zannediyoruz?
Dinli dinsiz, hak dinli batıl dinli dünyada yaşayan bütün insan cemiyetlerinin iyi veya kötü sistemleri ve kendilerine göre yetiştirdikleri insan tipleri mevcut. Bizim ne sistemimiz ve ne de insan karakterimiz, bunlardan hiçbirisine benzemiyor!
Ne yaptık da insanımızı bu hale getirdik?
Hiç düşündük mü, düşünüyor muyuz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>