Suyun kaynama derecesi kaçtır?

Bize fizik kanunu diye öğretmişlerdi: Deniz seviyesinde su 100 derecede kaynar.

Kaynama derecesi‘ni değiştirmek için ya rakımı yükselteceksiniz ya da basıncı
değiştireceksiniz.
– Hayır, ille de deniz seviyesi olacak ve 70 derecede
kaynayacak derseniz olmaz.
Türkiye’deki akıl, deniz seviyesinde suyu 70
derecede kaynatmak için uğraşıyor.
Bunun için kanun çıkarıyor, zor
kullanıyor.
Bazı kanunlarımız ve mevzuatımız diyor ki su 70 derecede
kaynatılacak.
Kaynamıyor.
Geriye tek yol kalıyor.
Su kaynatanların
başına birer adam dikip 70 derecede kaynadığına dair onay vermek.
Su yine
100 derecede kaynıyor, denetlemelerde kaynama derecesi 70 olarak yazılıyor.

70’te kaynamadığını kaynatan da, denetleyen de biliyor.
Mevzuat 70
derecede kaynar diyor.
Eğer kamu görevlisine muhtaç olmadan minnetsiz
müdanasız iş yapmak isterseniz 70 derecede kaynatmanız lazım;
İmkansız.

Başınızı ağrıtmak istemiyorsanız “70 derecede kaynamıştır” raporu almanız
lazım.
Rapor almak için gönülleri hoş tutmanız lazım.
Hoş tutmak için…

….
Türkiye’deki akıl fizik kanunlarına uysa problem bitecek.
Bunu
yapmıyor.
Hâlâ suyun kaynama derecesinin 70 olduğunu iddia ediyor.
70
derecede kaynar diye kanun çıkarıyor.
Kanunu çiğneyenleri düşman ilan
ediyor.
….
Eşyalı ve oturulan bir evin her tarafında aynı anda tadilat
yapmaya kalkışırsanız ortalık ana baba gününe döner.
Eğer evi bir müddet
boşaltıp tadilat boyunca başka bir yerde oturma şansınız yoksa bu işi kademe
kademe yapacaksınız.
Önce bir odayı bitireceksiniz.
Orada otururken
diğer yerleri düzelteceksiniz.
Hem günlük hayatı devam ettireceksiniz hem de
tadilatı.
Her tarafa birden el atıp yaşanmaz hale sokuyoruz.

Cezaevlerini hal yoluna koymadan üniversitelere geçtik.
Orayı bitirmeden
okullara.. Okulları görmeden hastanelere..
İçeride bu sıkıntılar varken
Kıbrıs’a kadar gittik.
Bahanelerimiz de var:
Düşman bizim huzura
kavuşmamızı istemiyor.
Dünyanın aklı fikri bizi batırmakta.
Acaba
hakikaten düşmanlarımızın böyle bir niyeti olsa, bir olup bizi iki gecede
haritadan dahi silemezler mi?
Biz yedi düvele meydan okuyacak kadar güçlü
müyüz?
Güçlü isek niye bu gücümüzü hastanede, hapishanede, karayolunda, kamu
bankalarında kullanmıyoruz?
Düşmanlar bizim beynimizde.
Kamu hizmetine
soyunan herkesin beyni bu düşman virüslerin istilasına uğruyor.
50 yıldır
vatandaşını 70 derecede su kaynatmaya zorlayanlar düşmana iş bırakmıyor ki.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>