Han-ı Yağma Şiiri

Aşağıda okuyacağınız şaheser şiir, milletimizin halini, her zaman, yüzde yüz yansıttığı için ölümsüz bir sosyal hivic şaheseridir.
Tevfik Fikret (1867-1915) ömrünün bir döneminde şeker hastalığı bunalımları yüzünden bazı aşırı ve düşünce yanılgılarına düşmüşse de, onun asla unutulmayacak bir sevabı vardır ki o da: Vatanseverce öfke ve asabiyetidir.
Nitekim size bugün, 88 yıl önce haykırdığı Hân-ı Yağma (Yağma sofrası) şiirini anlatacağım.
Biliyorsunuz 1908’de sözde “Hürriyet” ilân edilmiş, millet bilir bilmez, taşkın bir demokrasi çılgınlığına düşmüştü. Velâkin çok geçmeden, ipin ucu hemen açıkgözlerin, vurguncuların ve zalimlerin eline geçti. Şu bizim millet, adamlığı, faziletli, halka saygılı, dürüst samimi HÜRRİYETİ, aradan bir asır geçtiği halde de hâlâ ne buldu, ne gördü. (Son bir misal soruyorsanız, halen, büyüklerimizin himayesinde kurulmuş, şimdilik, beş bankanın, yine büyüklerimiz himayesinde devlet bütçesi sofrasında ağırlanmışlardır.)
Fikret 1980’de en fazla sevinip coşanlardandı. O şevk ile, FERDÂ, MİLLET ŞARKISI, HALÛK’UN DEFTERİ gibi ümit şiirlerini yazmıştı… Derken İTTİHAT’çılar, diktatörlükte, vurgunda, millet haklarını yemekte, 1912’lere doğru, aşırı iğrençliklere düştüler. 1909’da kozmopolit, mason, darbeci, ihtilalci vs’nin öncülüğü ile (her vakit olduğu üzere) milleti soyma namussuzluğunun görülmemiş ilk örneklerini verdiler.
Milletin ümidi, serveti, gençlerin istikbali, artık vicdansızlar ondan sonra eşkıyalar, işbilir mafya için asla terkedilmeyen ve daimi oturulan bir yağma sofrası oldu. Ne yazık o günlerde sersemletilmiş, yutulmuş ve gücü alınmış devlet ve milletimiz bir daha kendine gelemedi. Geçen 20. yüzyıl boyunca bu yağmanın yüzlerce benzerini, üstelik zorbaların sopa ve yumruklarını yiye yiye yüzlerce defa görüp yaşadık.
Şimdi size bu anlamlı ve ne yazık ki, her zaman güncel (aktüel) şiiri sunuyorum:

HÂN-I YAĞMA

Bu sofracık, efendiler -ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor -şu milletin hayâtıdır;
Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yeyin, yutun hapır hapır…

Yeyin efendiler, yeyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizden bellidir;
Yeyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı, kim bilir?
Şu nâdi-i niâm, bakın kudûmunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazaanızın evet, o hak da elde bir…

Yeyin efendiler, yeyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortaklıkta say
Haseb, neseb, şeref, şataf, oyun; düğün, ko nak; saray.
Bütün sizin; efendiler; konak, saray; gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay

Yeyin efendiler, yeyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malini,
Vücudunu, hayatını, ümidini; hayâlini;
Bütün ferâğ-ı hâlini; olunca şevk-i bâlini
Hemen yutun düşünmeyin harâmını, helâlini…

Yeyin efendiler, yeyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!
Bugünki mi’deler kavi, bugünki çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın kapış kapış, çanak çanak…

Yeyin efendiler, yeyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yeyin!

Şiirde anlaşılmayan birkaç kelime ve deyim şunlardır:
Şiirin temelindeki umumi mecaz, hayali bir yağma sofrası etrafında, devrin sözde devletlileri iktidar mafyasının nüfuzlu soyguncularıyla büyüklerinin bir yağma sofrasında milleti, boğazından ümitlerine hatta bağırsaklarına kadar yeyip sömürmeleri anlatılıyor.

İLTİKAAM: Yeme yutma, sömürme… MUNTAZIR: Bekleyen… NÂDİ-İ NİÂM: Nimetler topluluğu, âdeta “beni ye” diye çağıran nimetler…
KUDÛM: Devlete uğurlu gelmek… MÜFTEHİR: İftihar eden… ZİSAFA: Safa dolu… HASEP, NESEP: Soy sop asaleti… FERAĞ-I HAL: Gönül ferahlığı… ŞEVK-İ BÂL: Gönül isteği… KAVİ: Kuvvetli… BÜRHAN-İ PÜR-NEVA: İçinden acı ıstırap çığlıkları gelen sofra.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>